Ana Sayfa / Kapak Dosyası / Yem Üretiminde Kalite Kontrol

Yem Üretiminde Kalite Kontrol

“Yem üreticileri genellikle koşullar gereği aşağıdaki gibi kısa vadeli konulara odaklanmak zorunda kalır: Bu hafta kaç ton üretim yapıldı, kaç müşterim var, bu hafta arızalar kaç saat sürdü? Kısa vadeli sorunlar önemli olsa da, üreticilerin, şirketin misyonunu izlemek yerine sorunları çözmeye odaklanmasına neden olabilir.”

frank-t

Frank T. Jones
Kanatlı Hayvancılığı Bilimi Uzmanlık Merkezi, Arkansas Üniversitesi

Şirketlerinin misyonunu düzenli olarak inceleyen üreticilerin, kim oldukları ve nereye gittikleri konusunda bir fikirleri olur. Kaç yem üreticisi, şirketinin misyonunu biliyor ve düzenli olarak inceliyor? Bazı üreticilerin vereceği ilk cevap: “Misyonumuz kâr etmektir” şeklinde olabilir. Şirketin ayakta kalması için kâr etmek mutlaka gerekli olsa da, tek hedef olarak kâr etmek dar görüşlülüktür.

Yemler formüle edilirken ve üretilirken neyi başarmaya çalışıyoruz? Birçok farklı misyon açıklaması olsa da, yem formülasyonu ve üretimi için genel bir misyon: “Müşterilere, tesislerine doğru şekilde teslim edilen ve hayvanların vücutlarının sağlığı, büyümesi ve üremesi için gerek duyduğu kullanılabilir besin maddelerini tutarlı şekilde içeren, etkin şekilde üretilmiş yem temin etmek” şeklinde olabilir. Yem üreticilerinin misyonunu yerine getirmesi için aşağıdaki “araçlar” gereklidir:

1. Malzemeler (yem maddeleri, yakıt, enerji, vb.);

2. Makineler (formülasyon ekipmanı, yem verme sistemleri, yem depolama ekipmanı, yem öğütme ekipmanı, vb.);

3. İnsanlar

4. Prosedürler

Yem kalite kontrol programları, formüle edilen besin maddelerini kullanılabilir biçimde tutarlı olarak içeren ve toksik maddeleri minimal seviyede içeren yemler sunmak için bu “araçları” birleştirmelidir. Amerikan Yem Sanayii Derneği (AFIA) yem kalite kontrol programlarını şu şekilde tanımlar: “Ürünün, üretici tarafından belirlenen spesifikasyonlara uygun olmasını sağlamak için atılan tüm adımlar.” Andrews (1991b) yem kalite kontrol programlarını şu şekilde tanımlamıştır: “Düzenli denetimlerle doğru standartların sürdürülmesini sağlamak için bir sistem.”

İyi bir yem kalite kontrol programında dört bileşen yer alır:

• Bileşenlerin kalitesi;

• Proses kontrolü;

• Bitmiş yemin kalitesi ve

• Patojenik mikro-organizmalar dahil, toksik maddelerin kontrolü.

Uygulanan kalite kontrol politikalarının ve prosedürlerinin her tesisin ihtiyaçlarına göre uyarlanması gerektiğinden, bu makalede, tartışmanın yem kalite kontrol alanında düşünmeyi ve inovasyonu tetiklemesi umuduyla, özel alanlar yerine yem kalite kontrol programlarının temellerine odaklanılacaktır.

BİLEŞENLERİN KALİTESİ
Başlıca yem bileşen maddelerinin çoğu diğer sektörlerin yan ürünleri olduğundan, yem üreticileri sık sık kendilerini bileşenler ve bileşen kalitesi konusunda bir tür ezilme pozisyonunda görür. Nihayetinde, yem üreticileri çoğu zaman başka birinin döküntülerinden iyi bir şey üretme pozisyonunda kalır. Bileşenler, yem üretim maliyetinin %70 ila %90’ını oluşturur (Jones, 1989). Üstelik, yem değirmenleri büyüdükçe, bileşenlerin getirdiği toplam maliyet artma eğilimindedir. Bileşen kalitesine dikkat etmek sadece ekonomik anlamda mantıklı olmakla kalmaz, aynı zamanda bitmiş yemlerin besin içeriğindeki varyasyonların büyük kısmı bileşenlerden kaynaklanmaktadır. Nitekim, bir kümes hayvancılığı şirketi, bitmiş ürünlerin besin içeriğindeki varyasyonun %40 ila %70’inin bileşenlerle ilişkili olduğunu tespit etmiştir (Jones, 1989). Besin içeriğindeki varyasyonlar, yem üretimindeki asli hedefi ihlal eder ve performans açısından maliyet doğurur.

Kalite nedir? Kalite, farklı kişiler tarafından “kullanıma uygunluk”, “beklentiyi karşılama”, “mükemmellik derecesi” veya “bir standarda uygunluk” olarak tanımlanmıştır. Ciddi sayıda üretici tarafından, bir bileşen numunesinin nem, yağ, protein ve lif içeriğini hızlı şekilde belirlemek için yakın kızılötesi spektrofotometri (NIRS) kullanılsa da, birçok yem üreticisi, bileşenleri kullanımdan önce analiz etmemektedir. Dolayısıyla birçok üretici, “tedarikçi geçmişi” üzerinden faaliyet yürütmektedir. Bu nedenle, yem bileşenleri konusunda öngörülebilirlik önemlidir ve yüksek kaliteli bileşenlerin kalite bakımından öngörülebilir ve sabit olduğu sonucuna varılır. Başka bir deyişle, yüksek kaliteli bileşenler, sadece bazı zamanlarda değil, çoğu zaman beklentileri karşılar.

Yukarıdaki tartışmadan anlaşılacağı üzere kaliteli yem üretimindeki ilk öncelik, bileşen kalitesini belli açılardan anlamak ve tanımlamaktır. Bu da, bileşenlerin iki şekilde tanımlanması gerektiği anlamına gelir. İlk olarak, analitik değerleri bakımından, ikinci olarak da fiziksel ve/veya duyusal özellikleri bakımından tanımlanmalıdır. İlk ifade, bileşenleri, analitik kimyagerlerin anladığı şekilde tanımlarken, ikincisi bileşenleri, yükleme veya değirmen personelinin bileşen kalitesi konusunda karar vermesini sağlayacak şekilde tanımlar.

AFIA’nın yayınladığı “Yem Bileşenleri Kılavuzu II” adlı kitapta, yem bileşen maddelerinin rengi, kokusu, dokusu ve test ağırlığı anlatılmaktadır. Aynı zamanda bileşenleri kabul eden kişiye, hem istenen bileşenlerden hem de istenmeyen bileşenlerden örnekler içeren bir dizi referans numune vermek iyi olacaktır.

Kaliteyi fiziksel veya duyusal olarak tanımlamakla yetinen bileşen kalitesi programları genellikle kaliteli bileşenleri tutarlı olarak sağlamamaktadır. Bileşen kalitesinde nihai karar olarak kaliteyi belirlemenin daha nesnel yöntemleri kullanılmalıdır. Bu nesnel hedef, elbette, laboratuvar testleri ve analizleridir. Bu makalenin amacı yöntemin tanımlanması olmasa da, laboratuvar sonuçlarının güvenilir olduğundan emin olmak önemlidir.

ABD’de, iki kurum, yemlerin analizi için onaylanmış yöntemler içeren kılavuzlar yayınlamaktadır: Resmi Analitik Kimyagerler Derneği (AOAC) ve Amerikan Petrol Kimyagerleri Derneği (AOCS). AOAC, AOCS veya benzer kurumlar tarafından onaylanmamış yöntemleri kullanan laboratuvarların analiz sonuçları son derece şüpheli olabilmektedir. Bu iki kurum aynı zamanda numune kontrol programları yürütmektedir. Numune kontrol programları, katılımcı laboratuvarlara, analiz için benzer yem numuneleri temin eder. Ardından sonuçlar analiz edilerek, laboratuvarlara, analiz çalışmalarının doğruluğunu ve kesinliğini değerlendirmek için harf cinsinden bir puan (A, B, C veya D) vermektedir. Numune kontrol programları, sonuçların doğruluğunu teyit etmede hayati öneme sahiptir. Nitekim, bir numune kontrol programına katılmayan laboratuvarlardan alınan sonuçlara, ihtilaflı bir durumda itiraz edilebilir.

Çok gerçek anlamda, üreticinin aldığı bileşenlerin kalitesi, tedarikçilerin aklında başlayabilir. Başka bir deyişle, verili bir tesiste alınan bileşen kalitesi, tedarikçilerinizin sizin kalite açısından istediğinizi düşündüğü kaliteyi yansıtıyor olabilir. Sonuç olarak, iyi bir yem kalite kontrol programındaki ilk görev, kaliteye olan bağlılığınızı bileşen tedarikçilerine anlatmak için bir yaklaşım tasarlamaktır.

Çok sayıda yaklaşım bulunabilir ancak kaliteye olan bağlılığınızı anlatmaya yönelik bir yaklaşım, aşağıdaki adımlarla tanımlanabilir:

1. Kaliteye bağlılık sizinle başlar

Kaliteli bileşen almak istiyorsanız, davranışlarınız bu isteği göstermelidir; aksi halde tedarikçileriniz sizin övgülerinizi görecek ve davranışlarınızla istediğinizi gösterdiğiniz bileşen kalitesini temin edecektir. Yani yem bileşenleri için pazarlık etmemelisiniz ve ön planda fiyat değil kalite olmalıdır.

2. Bileşenlerde ne istediğinize karar verin ve bunu yazılı hale getirin

Spesifikasyonlarınızda aşağıdakilere yer verin: ürünün görünümü, ürünün fiziksel özellikleri (örn. öğütülmüş ya da yığın haldeki yoğunluk), beklenen analitik tayin değerleri, numune alma prosedürleri, analitik tayin yöntemleri, bileşen yüklerinin kabulünü reddetme kriterleri ve eksiklik talep prosedürleri. Bu spesifikasyonları tedarikçilerinizle görüşerek, ihtiyaçlarınızı temin edip edemeyeceklerini belirleyin. Tedarikçiniz kalite ihtiyaçlarınızı karşılama konusunda istekliyse, yazılı kabul beyanı isteyin. Onaylanan spesifikasyonlar kabul edildikten sonra bunun nüshaları bileşenleri alan kişiye, laboratuvar direktörüne ve şirketin satın alma temsilcisine gönderilmelidir.

3. Gelen tüm bileşenleri ayrıntılı olarak inceleyin

Bu noktada, yük numunelerinin doğru şekilde alınması özellikle önemlidir. Aşağıdaki numune alma, uygun yerinde kalite kontrol testleri (örn. nem, test ağırlıkları, misotoksinler, acılık, vb.) yapılmalıdır. Yükte eksiklik tespit edilirse, yük reddedilmelidir. Eksik yüklerin reddedilmesi sert bir adım olarak görülse de, kaliteye bağlılığınız konusunda tedarikçinizin aklında hiçbir şüphe kalmamasını sağlayacaktır.

4. Bileşen numunelerini kalifiye bir laboratuvarda analiz ettirin

Bu analizlerden elde edilen değerler, tedarikçinizin ürün kalitesi konusunda size sürekli bir değerlendirme sağlayacaktır. Bu adım da gereklidir zira bileşen kalitesiyle ilgili nihai kararı vermek için laboratuvar sonuçları gereklidir.

5. Tedarikçilerinizle kalite konusunda sık sık iletişim kurun

Tedarikçilerinizin, ürünlerinin kalitesinin farkında olduğunuzu bilmesini sağlayın. Böylece tedarikçileriniz, gerçekten yüksek kalitede bileşen almaya özen gösterdiğinizi anlayacaktır.

6. Formüllerinizi, aldığınız tayin değerlerini yansıtacak şekilde ayarlayın

Formüllerinizi, gerçek tayin değerlerini yansıtacak şekilde ayarlamazsanız, sonuç olarak, tayinler için çok miktarda zaman ve para israf etmiş olursunuz.

7. Mümkün olduğunca eksik teslimatları dosyalayın

Bu taleplerin dosyalanması, bileşen kalite programınıza bir “dişli” daha ekleyecektir. Dr. W. Edwards Deming dünyada kalite ve verimlilik konusunda muhtemelen en tanınmış otoritedir. Dr. Deming’in Yönetimin 14 Noktası, Benoff (1991) tarafından incelenmiş ve kanıtlanmıştır. Dr. Deming’in tanımladığı Yönetimin 14 Noktasından çoğu şirket yapısı ve personel yönetimiyle ilgili olsa da, aşağıdaki nokta (4. nokta) yem kalite kontrol programları için de geçerlidir:

“İşi sadece fiyat bazında ödüllendirme uygulamasına son verin. Bunun yerine, tek bir tedarikçiyle çalışarak toplam maliyeti en aza indirin.”

Benoff (1991), geleneksel olarak satın alma ihalelerinin, spesifikasyonları karşılayan ve en düşük teklifi veren kişiye verildiğine dikkat çeker. Bu sistemin, fiyatı aşağı, kaliteyi ise yukarı çekerek, tedarikçiler arasında rekabeti tetiklemesi beklenmektedir.

Ancak sadece fiyata bakarak satın almak, ürünlerin kullanımıyla ilişkili tüm masrafları karşılamaz zira her ürünün bir kullanım maliyeti de vardır. Başka bir deyişle, üretim sistemi, her ürünün kullanımına göre uyarlanmalıdır. Uyarlamalar maliyetli olsa da, bu maliyet genellikle göz ardı edilir çünkü ölçülmesi zordur. Yem-bileşen kalitesi açısından bu, bitmiş yemlerin besin içeriğindeki varyasyonların, tedarikçi sayısıyla ilişkili olabileceğini ve her tedarikçinin ilave bir varyasyon kaynağı olduğunu gösterir. Bu varyasyonlar kaliteyi düşürürken maliyetleri artırır. Dolayısıyla, bileşenleri, kaliteye önem veren tek bir tedarikçiden almak, ekonomik açıdan mantıklı olabilir.

PROSES KONTROLÜ
Yüksek kaliteli bileşenlerin yüksek kaliteli yeme dönüşme süreci, yem değirmenindeki üç bileşenle ilgilidir: personel, makineler ve prosedürler. Bu bileşenlerden herhangi biri kaliteli değilse, yüksek kaliteli yemlerin tutarlı şekilde üretilmesi mümkün olmaz. Ancak, personelin, makinelerin ve prosedürlerin, yüksek kaliteli yemi verimli şekilde üretme hedefi doğrultusunda bir arada “harmanlanması” da aynı derecede önemlidir.

Personel: Yeni değirmen çalışanlarında üç genel özellik aranmalıdır: üretkenlik, ilgililik ve ataklık ve takım üyesi olarak çalışabilme. Çalışanlar, işe alındıktan sonra işleri konusunda hızlı ve etkili şekilde eğitimden geçirilmelidir. Bu eğitimde sadece yapılacak iş değil, işin neden gerekli olduğu da anlatılmalıdır. Çalışanlar başlangıçta işlerinin toplam çabalar içinde ne kadar önemli olduğu konusunda bilgilendirilmeli ve düzenli olarak bu onlara hatırlatılmalıdır.

Eğitim tamamlandıktan sonra, çalışanlar şirkette kalmaya teşvik edilirse şirket para tasarrufu sağlayacaktır. Yani çalışanlar, ya işle ya da müdür tarafından işe devam etme konusunda motive edilmelidir. Çalışan motivasyonu zorlu ve karmaşık bir konudur. Nitekim, Dr. Albert Einstein’ın bir defasında, bir fizikçiye, görecelik teorisini anlamanın, insanları anlamaya kıyasla çocuk oyuncağı olduğunu söylediği rivayet edilir. Yine de, çalışan motivasyonu, yem değirmeni yönetiminde yer alan neredeyse herkesin karşılaştığı bir gerçekliktir.

Bu noktada birçok öneri yapılsa da, bunlardan sadece biri uygun görünmektedir. Şirketin kaliteye olan bağlılığı, üst yönetimden aşağıya kadar herkes tarafından desteklenmelidir. Kalite konusunda şirket politikalarını izlemeyen çalışanlar, programı baltalayacaktır. Örneğin, şöyle bir durumda kendinizi bir yem değirmeni çalışanının yerine koyun. Bileşen yüklerini indiren bir çalışan olarak, sizden her yükü inceleyerek şirketin spesifikasyonlarına uygun olup olmadıklarını belirlemeniz isteniyor. Bu çalışan, eksik olduğu düşünülen bir yük tespit ettiğinde zorluk yaşarsa, bu şirketin kaliteye bağlılığı konusunda ona nasıl bir mesaj verir? Eksik bir bileşen tespit eden yem değirmeni çalışanı, iyi bir iş yaptığında takdir edilmelidir.

Makineler: Ekipman seçimi, işletimi, onarımı ve sorun giderme çok karmaşık bir konu olabilir ve kısa sürede yeterince çözülemeyebilir. Ancak, her bir ekipman özelinde aşağıdaki genel hususları uygulamak, makine sorunlarını azaltmaya yardımcı olacaktır:

1. Uygulama: Ekipman yaptığı işi yapmak üzere mi tasarlandı?

2. Kurulum: Ekipman üreticinin tavsiyelerine uygun olarak kuruldu mu?

3. Ayarlama: Makinedeki kritik ayar hususları doğru şekilde yapıldı mı?

4. Çalıştırma: Makine üreticinin tavsiyelerine uygun olarak çalıştırılıyor mu?

5. Kapasite: Ekipman derecelendirildiği kapasite dahilinde çalıştırılıyor mu?

6. Yağlama: Makinede doğru zaman aralığında uygun yağ doğru miktarda kullanıldı mı?

7. Bakım: Her bir ekipmanda bakım ve olası onarımların ne zaman gerekeceğini öngörebiliyor musunuz? Bakım ve onarımları yapmak için gerekli parça ve aletler elinizde mi?

Prosedürler: Prosedür zorluklarını tespit etmek genellikle oldukça kolaydır zira sorunlar tekrar etme eğilimi gösterir. Ancak oluşturulan her bir prosedürde aşağıdaki hususlar yer almalıdır:

1. İletişim: Prosedürü uygulayan kişi beklentileri anlıyor mu? Bu işi başka birisi devralırsa, bu kişi anlar mı?

2. Tanımlama: Ekipmandaki kontroller açık şekilde tanımlandı mı? Torbalanan bileşenler açık şekilde etiketleniyor ve düzgün şekilde depolanıyor mu?

3. İzlenebilirlik: Bu prosedür, sorunların kaynağını bulmanızı sağlıyor mu?

4. Doğrulama: Sorunun kaynağını doğrulamanızı sağlayacak numuneler alınıyor ve saklanıyor mu?

5. Kayıtlar: Tüm kayıtlar faydalı mı? Kayıtlar faydalı değilse veya az faydalıysa, toplamaya son verin. Faydalı kayıtlar temiz, güvenli ve erişilebilir bir yerde saklanmalıdır.

KALİTE VE PROSES KONTROLÜ
Kalite personeli, makineler ve prosedürler oluşturulduktan sonra, değirmendeki “kalite basınç noktalarına” çaba verilerek kontrol sürdürülebilir. Bu “basınç noktaları” şunlardır:

1. Bileşen envanterleri: Bileşen envanterleri değirmen personeli için sinir bozucu olabilir. Ancak, envanter programları üreticilerin, verili bir sürede belli bir bileşenin doğru miktarda kullanılıp kullanılmadığını kontrol etmesini sağladığından, bu programlar üreticilerin, hataları kontrolden çıkmadan yakalamasını sağlayabilir. Mc Ellhiney (1981) iyi bileşen envanteri sistemlerinin aşağıdaki kriterlere uyduğunu belirtmiştir:

• Basit ve herkes tarafından anlaşılabilir,

• Fiziksel envanterleri içerir,

• Doğrudur,

• Geçmişi ve tahminleri göz önünde tutar ve

kullanılır.

Sistem ister basit ister karmaşık olsun, ilaçlar dışındaki tüm envanterler en az haftada bir kez aynı kişi tarafından yapılmalıdır. İlaç envanterleri, yasa gereği, sürekli olmalıdır. Bileşenlerin tahmin edilen ve gerçekleşen kullanımı tutarlı olmalıdır. Bu mahsuplaştırma için, Andrews (1991b) aşağıdaki toleransların kabul edilebilir olduğunu belirtmiştir: 100 lb., %4’ten az varyasyon; 100 ve 4,000 lb. arası, %2 ve 4,000 lb.’den fazla, %10.

2. Ambarları temizleme: Ambarlar düzenli olarak temizlenmezse, bileşenler veya yemler kenarlarda birikebilir ve bu da küflenmeye ve çapraz kontaminasyona neden olabilir. Dolayısıyla, bitmiş yem ve bileşen depolama ambarları en az ayda bir kontrol edilmeli ve gerektiğinde temizlenmelidir. Bu temizlik hayati önemde olsa da, çalışanların güvenliği daha da önemlidir. Bu nedenle, temizlik için bir ambara girmeden önce, aşağıdaki önlemler alınmalıdır:

• Ambarın girmek için uygun olduğundan emin olun (örn., fazla sıcak mı? Görülebilir kimyasal dumanlar var mı?),

• Kilitleme programının etkinleştirildiğinden emin olun ve diğer operatörlere, ambara girdiğinizi bildirin,

• Ambarda kalınan süre boyunca kişinin yanında sorumlu, eğitimli bir kişinin bulunduğundan emin olun,

• Aydınlatma, kaldırma, güvenlik ve solunum ekipmanının düzgün çalıştığından emin olun,

• İlk yardım ekipmanının tam ve kullanıma hazır olduğundan emin olun.

Temizlik sırasında, ambarlara asgari miktarda su uygulanmalıdır, zira fazla nemin buharlaşması için zaman gerekir ve bu da küflenmeye ve metal ambarların aşınmasına neden olabilir.

3. Ekipman temizliğinin ve durumunun doğrulanması: Bakım prosedürlerinde ekipmanların düzenli olarak incelenmesi gerekse de, belli kritik noktalar ve ekipman parçaları daha sık kontrol edilmelidir. Boşaltma kapıları ve asansör ayakları haftada bir kez temizlenmeli ve aşınma ve sızıntılara karşı kontrol edilmelidir. Asansör başındaki makaraların doğru hizalandığı, sıcaklığı ve aşınması, her vardiyada kontrol edilmelidir. Dönüş başlıklarının pozisyonunun doğruluğu ve aşınması haftada bir kez kontrol edilmelidir. İlk elekler ve bileşen temizleme ekipmanı haftada bir kez kontrol edilmelidir.

4. Öğütme: Çekiçli değirmen ve/veya diğer öğütme ekipmanları doğru çalışmıyorsa, bu durumda karıştırma, pelet yapma ve hayvan performansı zarar görebilir. Dolayısıyla çekicin durumu ve aşınması her gün kontrol edilmelidir. Mıknatıslar her gün veya vardiya değişiminde temizlenmeli ve doğru çalıştıkları teyit edilmelidir. Öğütme tutarlılığı her vardiyada bir kez US no. 8 elek kullanılarak kontrol edilmelidir. Pelet halindeki yemler için, öğütülen tüm tahıllar elekten geçirilmelidir. Daha büyük partikül büyüklükleri genellikle lapa haldeki yemler için gereklidir zira pelet yapma için gereken ince partikül boyutları maliyetlidir ve yem depolama tanklarında akışkanlık sorunlarına neden olabilir. Çekiçli değirmenden çıkan öğütülmüş tahıllardan ısının giderilmesine özel önem verilmelidir. Öğütülmüş tahıllar soğutulmazsa, sıcaklık nem taşınmasına neden olabilir ve bu da fazla küflenmeye yol açabilir. Ayrıca aşırı nem veya sıcaklık, öğütülmüş tahıl tanklarının normalden daha hızlı bozulmasına neden olabilir. Hava destekli öğütme, öğütmeden kaynaklanan ısıyı azaltabilir.

5. Seri sistemi validasyonu: Gıda ve İlaç Dairesi’nin yasal olarak serileme ve karıştırıcı validasyonunu gerekli hale getirme önerisine ciddi muhalefet olsa da, seri sistemi validasyonu yem üreticilerine, başka şekilde elde edemeyecekleri bilgiler sağlayabilir. Seri sisteminin validasyonu altı ayda bir yapılmalıdır. Validasyon işlemine, temiz bitmiş yem ambarının olup olmadığını kontrol ederek başlayın. Ardından, olağan şekilde lapa formülünü serileyin, karıştırın ve seri ağırlığını kaydedin. Seriyi temiz bitmiş yem ambarına götürün, bir tankerin kompartmanlarından birine yükleyin ve tankerin ağırlığını kaydedin. Dört kompartman yüklenene kadar bu işlemi tekrarlayın. Seri ağırlıkları ve tanker ağırlıkları birbirine %1 oranda yakın olmalıdır. Ağırlık farklılıkları %1’den fazlaysa, serileme sisteminde aşağıdakileri kontrol edin:

• Seri ve mikro-ölçek doğruluğu;

• İleticinin bütünlüğü (Sızıntı var mı?);

• Ambarın bütünlüğü (Ambar duvarında delik var mı?);

• Döner başlığın pozisyonu ve bakımı (Yemin bir kısmı başka bir ambara yönlendiriliyor mu?); ve

• Karıştırıcı ve seri ölçeği sürme kapısının çalışması (Serilerden biri diğerine sızıyor mu?).

6. Karıştırma: Karıştırma, yem üretiminde muhtemelen en kritik adımdır. Ancak, yakın zamanda yapılan bir araştırmada, Wicker ve Poole (1991) test edilen 145 mikserden yarısından fazlasının yeterli karışım sağlamadığını tespit etmiştir. Yazarlar karıştırmadaki verimsizliği şunlarla ilişkilendirmiştir:

• Karıştırma süresinin yetersiz olması,

• Mikserlerin tasarımdaki kapasitenin üzerinde çalıştırılması, ve

• Karıştırma ekipmanının aşınmış, değiştirilmiş ya da bozulmuş olması.

Ekipman üreticileri, müşterilerine yemleri hızlı ve etkili şekilde karıştıran dayanıklı mikserler temin etmek için büyük çabalar gösterse de, bu verilere bakıldığında, çoğu zaman mikserlerin ve karıştırma işleminin göz ardı edildiği veya verili kabul edildiği görülmektedir. Seri mikserleri haftada bir kontrol edilerek, şaftların, şerit küreklerin veya vidaların iyi durumda olduğu ve birikme olmadığı doğrulanmalıdır. Karıştırma süreleri en az yılda iki kez kontrol edilmelidir.

Kimi zaman hazır karışım üreticileri, mikser sürelerini müşterilerine hizmet kapsamında kontrol etmektedir. Ancak, kimin kontrol ettiğinden bağımsız olarak, karıştırma süresi doğru şekilde değerlendirilmelidir. Karıştırma süresinin kontrolü için prosedürler Jones (1999) tarafından ve AFIA’dan satın alınabilecek olan Yem Üretim Teknolojisi IV içinde tanımlanmıştır. %10 veya altındaki varyasyon katsayılarıyla (CV) homojen bir karışım elde edildiği düşünülse de, Wicker ve Poole (1991) ekipmanın doğru çalıştırıldığı durumlarda üretimde %4-%7’lik CV’lerin elde edilebileceğini kanıtlamıştır.

7. Pelet Yapma ve Pelet Soğutma: Pelet yapma ve pelet soğutma, yem değirmeninde muhtemelen en karmaşık prosestir. Pelet proses kontrolörleri, kontrolleri daha sade ve doğru hale getirmiş olsa da, aşağıdaki kalite göstergeleri düzenli olarak incelenmelidir:

• Havalandırma sıcaklığı: Havalandırma, pelet yapma prosesinin muhtemelen en önemli kısmıdır (Andrews, 1991a). Yemler yeterli şekilde buharla havalandırıldığında, nişastanın jelleşmesi nedeniyle peletlerin dayanıklılığı optimize edilir ve soğutucu içindeki peletlerin çevresindeki havanın nem tutma kapasitesi sıcaklıkla birlikte arttığından soğutma maksimum seviyeye çıkar. Ayrıca, havalandırma sıcaklığı küf inhibitörlerinin etkinleşmesinde (Tabib vd., 1984) ve salmonella gibi patojenlerin yok edilmesinde önemlidir (Blankenship vd., 1984). Havalandırma sıcaklığı olabildiğince yüksek olmalıdır (tercihen 180° F’nin üzerinde). Ancak pelet yapılan yemlerin yem vitamin seviyelerine de dikkat edilmelidir, zira pelet yapma prosesinde yağda çözünen vitamin etkinliğinin %10-25’i yok olabilmektedir (Jones, 1986)

• Soğuk-Pelet sıcaklığı: Yeterince soğutulan peletlerin (ya da kırıntıların) sıcaklığı atmosfer basıncının 10;dF dahilinde olmalıdır. Peletler yeterince soğutulmadığında, nem taşınması, küf oluşumu ve ambarda aşınma sorunları meydana gelebilir. Soğuk pelet sıcaklıkları her vardiyada bir kez kontrol edilmelidir.

• Nem kazanımı: Pelet yapımından gelen nem kazanımı, lapanın pelet yapımından önceki nemi ile soğutulan peletlerin nemi karşılaştırılarak kontrol edilir. Nem kazanımı, küfle bozulma sorunlarını hızlandırabilir. Değerli hedef hiç nem kazanımı olmamasıdır ancak daha ulaşılabilir bir hedef %0.5’in altıdır. Nem kazanımı ayda bir kez kontrol edilmelidir.

• Kırıntının dokusu: Kırıntı haldeki yemlerin dokusu yakından kontrol edilmelidir zira yanlış kırıntı büyüklüğü, yenilebilirlik sorunlarına ve hayvanın verimsiz üretimine neden olabilir. Ancak bazen doğru kırıntı büyüklüğünü belirlemede zorluklar yaşanabilir. Genel geçer kurallar tehlikeli olsa da, sahadaki deneyimler, US no. 12 elek ile %50 oranında doğru büyüklükte kırıntı yem sağlanabileceğini göstermektedir.

• Pelet dayanıklılığı: Pelet yapımının büyüme ve yem dönüştürme üzerindeki faydalarının çoğu, yemin fiziksel biçiminden kaynaklanır. Dolayısıyla, dayanıklı peletler, hayvanın performansını olumlu etkiler. Pelet dayanıklılığını belirlemek için doğru prosedürler, AFIA’dan satın alınabilecek olan Yem Üretim Teknolojisi III içinde açıklanmıştır. Ancak, pelet dayanıklılık prosedürünün kendiliğinden belli miktarda varyasyon içerdiğini ve sonuçlar yorumlanırken bunların göz önünde tutulması gerektiğini anlamak önemlidir. Sonuç olarak, ortalama dayanıklılığı belirlemek için verili bir yemden en az beş numune test edilmelidir. Dayanıklılık en az haftada bir kez, tercihen de her gün kontrol edilmelidir.

8. Ölçüler ve Teraziler: Karıştırma prosesi kontrol altındaysa, formülün beslenme uzmanının tavsiyesine uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ölçülerin ve tartıların doğruluğuna bağlı olabilir. Dolayısıyla her tesis, ölçeklerin kalibrasyonunu haftada bir kontrol etmek üzere kendine ait test ağırlıklarına sahip olmalı ve bunları kullanmalıdır. Seri ölçekleri en az ayda bir kez temizlenmeli ve denetlenmeli, mikro-bileşen ölçekleri de haftada bir kez temizlenmeli ve kontrol edilmelidir. Tüm ölçekler en az yılda iki kez profesyonel servisten geçirilmelidir. Sıvı ölçüm cihazları kontrol edilmeli ve formül miktarları değiştikçe ayarlanmalıdır. Ölçüm cihazları da uzun formül kullanımları sırasında düzenli olarak kontrol edilmelidir.

9. Tankerlerin denetimi ve temizliği: Tankerler kimi zaman nem, küf ve ilaç bulaşma kaynağı olarak göz ardı edilmektedir. Tanker sürücüleri, tankerlerinin temiz ve hijyenik tutulmasından sorumlu olmalıdır (içi ve dışı). Ancak, yükleme öncesi değirmen çalışanlarının da tankerin temiz ve bakımlı durumda olduğunu kontrol etmesi önemlidir.

BİTMİŞ YEMİN KALİTESİ
Birçok durumda yemler üretimden sonra hızla kullanılır ve hayvanlar, herhangi bir tayin yapılmadan önce yemleri tüketir. Ancak bitmiş yem tayinleri gerekli ve önemlidir zira bunlar, değirmene “son karneyi” ve kalitenin ne kadar iyi kontrol edildiğini gösterir.

Ne kadar bitmiş yem numunesi alınmalı ve hangi analiz yapılmalı? Bu sorunun cevabı birçok faktöre bağlı olsa da, genel bir kural olarak, hangisi daha fazlaysa, haftada bir her formülden bir numune veya üretilen her 100 tondan bir numune alınabilir. Bir sorun tespit edildiğinde, sorun en kısa sürede değerlendirilmeli ve çözülmelidir. Burada anlatılan çözümler, bitmiş yem sorunlarını çözmenin bir yöntemidir:

1. Tayin doğru yapıldı mı? Laboratuvardan tayini yeniden kontrol etmesini ve sonucu incelemeye devam etmesini isteyin.

2. Numune nasıl alındı? Numune tüm seriyi temsil ediyor mu? Malzeme hala mevcutsa yeniden numune alabilirsiniz.

3. Kontrol dışında olan sadece bir besin seviyesi mi yoksa birkaç besin seviyesi mi var? Bu durum, formülde belli bir bileşenin eksik bırakıldığını gösterebilir.

4. Yem üretilirken değirmeni olağan personel mi çalıştırıyordu?

5. Fiili ve tahmini envanter kayıtları arasındaki tutarsızlıkları belirlemek için envanter kayıtlarını kontrol edin.

6. Ölçü ve terazilerin doğru ayarlandığından emin olun.

7. Yem değirmenindeki bileşen ve bitmiş yem ambarlarında bekletme veya köprüleme sorunlarını kontrol edin.

8. Karıştırma süresini kontrol ederek ilgili yem için doğru olduğundan emin olun.

9. Bileşen tayin değerlerini kontrol ederek eksik yük alımını gösterip göstermediklerini kontrol edin. Eksik yük alınmışsa, derhal bileşen tedarikçinizle irtibat kurun.

10. Formül matrisini kontrol ederek bileşen tayin değerlerinin doğru oluğunu ve alınan değerleri yansıttığını kontrol edin.

Bu 10 adımı tamamladıktan sonra hala sorunun kaynağını bulamamış olabilirsiniz. Bu sinir bozucu olsa da, çabalarınız boşa gitmedi. Laboratuvar personeli, değirmen personeli, ofis personeli, beslenme uzmanı ve diğer kişiler, şirketinizin yüksek kalitede yem üretme konusunda bağlılığınızı anladı. Sorunlar meydana geldikçe düzenli olarak çözülürse, kaliteye bağlılık konusundaki imaj ilgili insanların zihninde sabitlenecektir ve bu imaj sizin faydanıza olacaktır.

Bir önceki yazımız olan "Yem Üretiminde Kalite Kontrol" başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Kontrol edin

kopek

Evcil Hayvan Yemi Üretimi Üretim Teknolojileri ve Katkıları

Dünya evcil hayvan yemi piyasasının büyüklüğü, 2016 yılında 76.5 milyar Amerikan doları dolayında  hesaplandı ve …