Ana Sayfa / Makale / Yem sanayiinde önemi giderek artan bir konu: Yem Güvenliği

Yem sanayiinde önemi giderek artan bir konu: Yem Güvenliği

Kâr marjlarının genellikle düşük olduğu yem sanayiinin büyük bölümü için en önemli mesele, yem güvenliği önlemlerin hem etkili hem de düşük maliyetli şekilde nasıl hayata geçirileceği olacaktır. Sürekli artan talebi sürdürülebilir şekilde karşılamak, yem güvenliğinin giderek hayati bir mesele haline geleceği anlamına geliyor.

edyta-margas-buhler1Dr. Edyta MARGAS
Food and Feed Safety Leader/ Gıda ve Yem Güvenliği Müdürü
Bühler AG
Hayvanları beslemek için kullandığımız ürünleri nihayetinde kendimiz yediğimiz düşünülürse yem güvenliği hayati bir konudur. Yem güvenliği sektörü, şu ana kadar -ürünler nihai tüketiciye doğrudan satılmadığından- gıda güvenliği sektörüne kıyasla daha yavaş gelişmiş olsa da bovin spongiform ensefalopati (deli dana hastalığı- BSE), şap hastalığı, antimikrobiyal direnç, veteriner ilaç kalıntıları ve gıda kökenli bakteriyel enfeksiyon salgınları gibi yaygın olarak bildirilen olaylar, bu konularla ilgili kamuoyu farkındalığını artırmaktadır. Bu olaylara bağlı olarak da yasal düzenlemeler yem güvenliği standartlarının iyileştirilmesine yönelik değişimin itici güçlerinden biri oldu. Bazıları artık kendi yem güvenliği şartnamelerine sahip olan büyük perakendeciler ve markalardan gelen ve giderek artan baskılar zincirleme bir etkiye yol açtı. Bu gelişmeler, yem üreticilerini kendi yem güvenliği standartlarını sürekli olarak iyileştirmeye zorladı.

YAYGIN YEM GÜVENLİĞİ SORUNLARI
Yem güvenliği ile ilgili temel sorunlar; hammaddelerin mikotoksinler ya da ağır metallerle, ürün kalıntıları veya Salmonella gibi mikroorganizmalarla kirlenmesidir. Ağır metaller, pestisitler, kimyasallar ya da ilaç kalıntıları gibi bazı hammadde kirleticileri, işleme tabi tutma yoluyla giderilemez. Bu nedenle de hammaddelerin tedarik ve test edilmesi çok önemlidir.

ÇAPRAZ KİRLETİCİLER
Yem fabrikasında başka bir önemli potansiyel güvenlik riski ise elleçleme, işleme, depolama ve nakliye sırasında ortaya çıkabilecek olan tehlikelerdir. Burada temel olarak odaklanılan nokta; daha çok diğer yem ürünlerinden gelen mikroorganizmalar ve istenmeyen içeriklerle kirlenmenin engellenmesidir. Bu riskler, “çapraz kirlenme”, yani; mikroorganizmalar, içerikler, kimyasallar ve diğer bileşenlerin bir kaynaktan bir ürüne istemsiz olarak geçmesi ile ortaya çıkar. Sonuç olarak, hammaddede bulunmayan kirlenmeler, nihai üründe bulunabilir.

Çapraz kirlenmenin önlenmesi adına, bir formülün üretiminin ardından kalıntıların temizlenmesi için üretim hattının yıkanması gerekir. Örneğin; mısır üretiminden buğdaya geçilirken bunun yapılması gerekir. Bu yöntemde, yıkama için kullanılan ürün miktarının boruları ve ekipmanı doldurmaya ve kalıntıları temizlemeye yetecek kadar olması kritik önem taşımaktadır. Daha güvenli bir yaklaşım ise yıkamaya ek olarak formüllerin sıralamasını doğru şekilde yapmaktır. Tüm tariflerin ve kritik bileşenlerin detaylı bir analizinden sonra, üretim, muhtemel çapraz kirlenmelerin daha sonra üretilen yemi tüketen hayvana zarar vermeyeceği şekilde planlanır. En kritik örnek olan ilaçlı yem için, tamamen ayrı üretim hatları kullanılır. Çapraz kirlenmenin riskini genel olarak en aza indirebilmek için, fabrikanın düzeni ve ekipmanın hijyenik dizaynı hayati öneme sahiptir. Ayrıca, ürün ve tozun bir arada olduğu noktaların bulunması engellenmelidir. Ancak ürün kalıntılarının birikmesini engellemek açısından iyi dizayn edilmiş bir fabrika düzenli aralıklarla temizlik yapılmalı ve ekipman kontrolü gerçekleştirilmelidir. Sonuç olarak, temizlik ve bakım planları yapılmalı ve bunlara titizlikle uyulmalıdır.

Pellet-Mill-buhlerSALMONELLA BAŞTA OLMAK ÜZERE PATOJEN MİKROORGANİZMALAR
Hayvan yeminde çok sayıda patojen bakteri bulunabilir ancak özellikle yemdeki Salmonella miktarının kontrol altında tutulması, onlarca yıldır yem üreticileri için öncelikli bir husus olmuştur. Bunun sebebi, Salmonella bakterisinin, yem ve kuru gıdadaki güvenlik sorunlarına en çok yol açan patojen olmasıdır.

Salmonella’nın kontrol altına alınmasında en etkin yöntem, halen gıda sanayiinde uygulanmakta olana benzer bir yaklaşımı uygulamaktır. İlk olarak, usulüne uygun olarak elleçlenen hammaddenin fabrikaya geldiği sırada incelenmesi ve test edilmesinin sağlanması gerekmektedir. Salmonella tespit edildiğinde ise bir eylem planının mevcut olması gerekir. İkinci olarak, yemdeki ve işleme ortamındaki nem oranının düşük ve sabit tutulması, depolama sırasındaki şartların kontrol altında olması, makinelerin hijyenik tasarımı ve gelen hammadde ve peletleme sonrası aşamalar için kurutma ve soğutma şartlarının uygun olması gerekir. Başka bir önemli faktör ise işleme hattındaki ısıtma pedleri ve sıcak hava ile kurutma araçları ile yoğunlaşmanın önlenmesidir. Zira yoğunlaşma, küf ve bakterilerin üremesi için ideal şartları oluşturur.

Yem malzemelerinin Salmonella ve diğer patojenlerle belli bir düzeye kadar kirlenmesi engellenemeyeceğinden, güvenilir bir “öldürme adımının” atılması gerekir. Bu, sütün pastörize edilmesine benzer şekilde iklimlendirme ve tutma gibi termal bir süreçle yapılır. Yem ısıya duyarlı birkaç bileşen içerdiğinden, optimum işlem en yüksek kalite standartlarını ve ürünün besin değerini korurken güvenli bir proses sağlayacak şekilde tasarlanmalıdır. Bu nedenle, verimli ısıl işlem; sıcaklık, nem ve zaman arasındaki hassas ayarlanmış etkileşimlerden oluşur. Isıl işlem için en uygun şartları sağlamak adına, sürecin doğrulanması gerekmektedir. Bakterilerin yeterli miktarda imha edilmesi ve aynı zamanda da etkili bir proses ve yüksek kaliteli bir ürün için ideal şartların sağlanması ancak doğrulama çalışmalarıyla gerçekleşebilir. Bu öldürme adımını takiben, işleme ve elleçleme sırasında yeniden kirlenmeyi engellemek için dikkatli olmak hayati öneme sahiptir ve bu fabrikanın etkin bir şekilde bölgelere bölünmesi ve malzemelerin ayrılması ile beraber ekipmanın hijyenik bir şekilde tasarlanmasına bağlıdır.

MİKOTOKSİNLER
Yetiştirme sırasında sıcak ve nemli iklim ile mahsül için yetersiz depolama şartları, yaygın olarak görülen bazı mantar küflerinin, mikotoksin denilen maddelerin tehlikeli seviyelerde üretilmesine yol açacak şekilde üreyebilirler. Üzerinde en çok çalışma yapılan ve hayvan yeminin yanı sıra gıdada görülmesiyle ilgili yasal sınırlar bulunan tek mikotoksin şu anda aflatoksindir. Kanserojen olduğu değerlendirilen aflatoksin, kirlenmiş yemle beslenmiş olan ineklerin sütünden insana da geçebilir. Diğer mikotoksinler de yem güvenliğinde kilit bir rol oynamaya başlamıştır. Örneğin DON, Zeralenon ya da Okratoksin’in hayvanlar üzerinde olumsuz etki yapabileceği ve yem malzemelerinde ciddi oranlarda bulunduğu tespit edilmiştir.

feed-saftey1Genel olarak, mikotoksinlere uzun süreli maruz kalmak kansere yol açabilir ancak kısa süre içinde de hayvanlar üzerindeki olumsuz etkileri görülebilir. Bunlara düşen yem alımı, artan yem dönüştürme oranı, enfeksiyonlara direncin azalması, antibiyotiğe olan ihtiyacın artması da dâhildir.

Mikotoksinler, ısıya karşı yüksek direnç gösterebildiklerinden ısıl işlemlerle azaltılamazlar. Alım sırasında, etkilenen mahsullerin tespit edilebilmesi için hammaddelerin test edilmesi ve iyi depolama şartlarının sağlanması, riskin azaltılması adına önde gelen yaklaşımlardır. Bununla birlikte, mikotoksinler daha çok sıcak noktalarda ortaya çıkarlar ve bir harman içerisinde homojen olarak dağılmazlar. Bu yüzden, hammadde üzerinde yapılan test negatif çıksa bile burada ciddi düzeylerde kirlenme olabilir. Yemde kirlenme seviyelerini düşürmek için tanelerin elekten geçirme, havalandırma ya da ağırlıkla ayırma işlemleriyle temizlenebilir. En yüksek mikotoksin yoğunlaşması tahılın yüzeyinde, kırık tanelerde ve tozun içinde görülebildiğinde, bu yöntemler, mikotoksin yoğunlaşmasını ciddi şekilde düşürür. Bir diğer yaklaşım ise optik ayırma yöntemiyle kirlenmiş tanelerin ayıklanmasıdır. Optik sınıflandırma makinelerine yerleştirilen kameralar, koyu lekeler veya buruşmuş, renksiz veya kırık taneler gibi görünür küf gelişimi belirtileri gösteren tanecikleri algılar ve uzaklaştırır; bu da asgari kirlenme seviyelerine sahip yüksek kaliteli bir ürün elde edilmesini sağlar.

YEM GÜVENLİĞİ – GELECEĞİN ÇÖZÜMLERİ
Ete olan talebin artmasıyla, gıda sektörünün standartları ve gerektirdikleri yem sektörü için de giderek artan bir şekilde ulaşılması gereken hedefler olarak görülecektir. Kâr marjlarının genellikle düşük olduğu yem sanayiinin büyük bölümü için en önemli mesele, yem güvenliği önlemlerin hem etkili hem de düşük maliyetli şekilde nasıl hayata geçirileceği olacaktır. Sürekli artan talebi sürdürülebilir şekilde karşılamak, yem güvenliğinin giderek hayati bir mesele haline geleceği anlamına geliyor.

feed-saftey2Etkili yem güvenliği çözümlerinin uygulanması, üreticiler ve teknoloji tedarikçileri arasında aktif bir işbirliğini gerektirecektir. Ürün takibinin yanlışsız yapılabilmesi, daha iyi ekipman performansı; ve sıcaklık ve nem gibi hayati parametrelerin izlenmesi için dijitalleşme alanında büyük bir potansiyel bulunmaktadır. Veri analizi alanındaki ilerlemeler, risklerin değerlendirilmesi ve kontrol önlemlerinin geliştirilmesi adına da çok büyük fırsatlar yaratacaktır. Bu yüzden, önümüzdeki on yıllar yem güvenliğinin muhtemelen tahminlerin ötesinde bir değişim yaşamasına şahitlik edecektir.

Kontrol edin

Yem ısıl işlemi neden onaylanmalıdır?

Mikroplu yem, salmonella ve diğer enterobakterler için gıda değer zincirine ilk giriş yollarından birini temsil …