Ana Sayfa / Röportaj / Yem endüstrisinde yeni trend: “Organik Yem Değirmenciliği”

Yem endüstrisinde yeni trend: “Organik Yem Değirmenciliği”

Hüseyin KAYABAŞ: “Organik yem değirmenciliğinin dünya genelinde çok iyi bir pazara oluşturacağına inanıyorum. Çünkü çalışmalarımız bunu gösteriyor. Şuan Nijerya’da üç tesis birden kuruyoruz. Ayrıca İspanya, Portekiz, İtalya, Bulgaristan ve Suudi Arabistan’da da bazı firmalarla sözleşme aşamasına gelmiş bulunmaktayız. Bütün bunlar, bizi bu alanda bir marka olmaya doğru adım adım götürüyor.”

tryem

Yem endüstrisinde, henüz yeterince bilinmese de, hammadde olarak doğal atıkları kullanan organik yem değirmenciliğine yönelik artan bir ilgi var. Gıda fabrikalarından, restoranlardan, denizden ve kısmen de evlerden çıkan atıklar, bu değirmenlerde bir çeşit geri dönüşüme tabi tutularak hayvan yemi üretiminde değerlendiriliyor. Gerek karma yem hammaddeleri üretiminin sınırlı olması ve bu nedenle söz konusu hammaddelerin önemli bir ekonomik yük oluşturması, gerek atıkların değerlendirilme ihtiyacı, gerekse bazı atıkların besin değeri açısından karma yeme kıyasla daha değerli olması, organik yem değirmenciliğine ilgiyi arttırıyor ve arttırmaya da devam edecek gibi görünüyor.

Şuanda Türkiye’de bu işe odaklanan ve yem firmalarına organik yem tesisleri kuran GPS Ascom Makine’nin Yöneticisi Hüseyin KAYABAŞ, özellikle Avrupa’da bu konuda önemli bir talebin oluşmaya başladığını belirtiyor. Bu alanda dünya pazarına hakim olmayı hedeflediklerini belirten KAYABAŞ, organik yem değirmenciliği, teknolojileri ve dünya pazarındaki gelişimi hakkında dergimizin sorularını yanıtladı.

Sayın Kayabaş, organik yem değirmeni konusunda çalışmalar yapıyorsunuz. Bize öncelikle organik yem değirmeni nedir, açıklayabilir misiniz?
Hammadde olarak doğal atıkları kullanan organik yem değirmenleri, diğer değirmenlerden farklı olarak 5-6 aşamadan oluşan bir prosese sahiptir. Bunları temizleme, öğütme, pişirme, dozajlama, peletleme ve kurutma olarak sıralayabiliriz. Sistem, bu proses gurupları dahilinde çalışmaktadır. Ancak çok sık olmasa da, bazı ürünlerde farklılıklar görülebilmektedir.

Organik yem değirmenlerinde ne tür hammaddeler kullanılıyor? Bu hammaddeleri kullanmanın avantajları, kazanımları nelerdir? Bu hammaddelerden üretilen yemlerin üstünlükleri var mı genelde ne tür hayvanlar tüketiyor?
Organik yem değirmenlerinde genellikle gıda fabrikalarından, restoranlardan, denizden ve kısmen de evlerden çıkan atıklar hammadde olarak kullanılmaktadır. Örneğin; meyve kabukları ve posası, bitki atıkları ve yaprakları, balık ve diğer deniz ürünleri, midye kabukları, incir ve zeytin atıkları gibi birçok gıda, bitki ve deniz ürünü atığı organik yem üretiminin hammaddesini oluşturabilmektedir.

En büyük kazanım ise önceleri çöp olarak atılan bu ürünlerin, bu dönüşüm sistemi sayesinde birçok hayvanın beslenmesine kullanılabiliyor olması. Ayrıca bu atıkların doğal ürünlerden oluşması, hayvanların bu ürünlerden yapılan yemlerden, diğer yemlere kıyasla daha fazla yararlanabilmesini sağlıyor. Yani besleyicilik değerleri daha yüksek. Örneğin; belli bir süre karma yem tüketen bir tavuk, aynı zaman diliminde organik yem tükettiğinde karma yeme kıyasla 300-400 gr daha fazla büyüyor ve daha lezzetli bir ete sahip oluyor.

Doğal atıklardan üretilen bu yemleri genelde tavuk, salyangoz, hindi, bıldırcın, dana, kedi, köpek, vb. birçok hayvan tüketebiliyor.

Siz bu hammaddeleri işleyen teknolojiler üretiyor ve anahtar teslimi tesisler kuruyorsunuz. Peki bu hammaddeler nasıl işleniyor, hangi teknolojileri gerektiriyor? Bize biraz bir organik yem değirmeninde bulunması gereken teknolojilerden ve bunların özelliklerinden bahseder misiniz?
Öncelikle doğal atıklardan oluşan bu hammaddeler, bir temizleme prosesinden geçiriliyor ve içerisindeki yabancı maddelerden ayrıştırılıyor. Böylece hayvanların yem olarak yiyebilecekleri hale getiriliyor. Yabancı maddelerden ayrıştırılan her bir hammaddenin ayrı ayrı depolanması gerekiyor. Akabinde bu hammaddeler öğütme prosesine alınıyor. Burada öğütülen hammaddeler, yine ayrı ayrı depolanıyor ve daha sonra hangi hayvan grubuna yönelik yem üretiminde kullanılacak ise ona göre dozajlanıyor. Dozajlamanın ardından peletleme bölümüne alınan yemler, hayvanın yiyebileceği şekilde peletleniyor ve son aşama olan kurutma işlemine tabi tutuluyor. Kurutma işlemiyle birlikte hazır hale gelen organik yemler, paketlenip sevkiyata hazır hale geliyor. Sadece balık çeşitlerine yönelik üretilecek yemlerde, ekstra olarak pişirme işlemi de uygulanıyor.

Organik yem değirmenlerinde kullanılan teknolojilerin, diğer karma yem teknolojilerinden farkı nedir? Gerek işlevsel özellikleri gerekse maliyetleri hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Aslında organik yem değirmenlerinde kullanılan sistemin bazı bölümleri, karma yem değirmenlerindeki sistemlere yakındır ve tam otomasyonlu olarak kurulabilmektedir. Özellikle pişirme, kurutma ve dozajlama proseslerinde bazı farklılıklar söz konusudur. Organik yemlerde peletleme işlemi daha küçük boyutlarda ve bazı yem gruplarında da toz şeklinde yapılmaktadır. Ayrıca karma yem tesislerine kıyasla organik yem tesisleri daha küçük kapasitelerde ve daha düşük bütçelerle kurulmaktadır.

Kullanılmayan yan ürünlerin bu şekilde değerlendirilmesi, günümüzün önemli konuları olan sürdürülebilirliğe ve gıda kaynaklarının yerinde kullanımına önemli katkılar sağlıyor olsa gerek. Bu da değirmenlerinize olan ilgiyi arttırıyordur. Biraz da bu değirmenlere olan ilgi ve yaklaşımdan bahseder misiniz? Piyasandan aldığınız tepkiler ve yaptığınız kurulumlar hakkına bilgi verir misiniz?
Tabi ki bu sistem şuan dünyada çok yaygın değil, ancak her geçen gün daha da yaygınlaşıyor. Bizim Ege bölgesinde kurmuş olduğumuz tesisler, ses getirdi ve piyasadan çok olumlu tepkiler aldık. Bu sistemlerin takdir edilmesi, elbette bizi mutlu ediyor. Şuan yatırım yapmak isteyen birçok firma var. Biz de bilgimiz ve tecrübemiz doğrultusunda firmalara gerekli bilgileri aktarıyor, bu tesisleri anlatıyor, artı ve eksilerini tartışıyoruz.

Halihazırda bu teknolojilerin dünyadaki yaygınlığı nedir? Sizin dışınızda bu konuda çalımalar yapan firmalar var mı? Varsa, sizin geliştirdiğiniz teknolojilerin alternatiflerinden farkı nedir?
Dünyanın önemli bir kısmı henüz bu işi bilmiyor, sadece birkaç Avrupa ülkesinde bu teknolojiler ve tesisler var. Teknoloji olarak olanlarla aynı seviyelerde olduğumuzu söyleyebilirim, hatta onlara kıyasla artılarımız da var. Çünkü Türkiye’de işlenebilecek çok fazla atık ürün çeşidi var ve biz de teknolojilerimizi buna göre tasarlayabiliyoruz. Bu da bizi bir adım öne taşıyor.

Organik yem değirmenciliğinin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Önümüzdeki yıllarda bu değirmenlere olan ilginin hangi bölgelerde daha çok artacağını düşünüyorsunuz?
Organik yem değirmenciliğinin dünya genelinde çok iyi bir pazara oluşturacağına inanıyorum. Çünkü çalışmalarımız bunu gösteriyor. Şuan yurtdışından, özellikle Avrupa’dan organik yeme ve organik yem tesislerine yönelik yoğun bir talep var. Türkiye’de de hammaddenin yoğun olduğu Ege ve Akdeniz bölgesinden, daha çok talep olacağı kesin.

Biraz da konuyla ilgili gelecek hedeflerinizden ve projelerinizden bahseder misiniz? Bu konuda dünya piyasasındaki hedefiniz nedir?
Organik yem değirmenciliği teknolojileriyle ilgili AR-GE çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz ve hedefimiz özellikle enerji maliyetlerini, daha düşük seviyelere çekebilmek.

Organik yem değirmenciliği konusunda dünyadaki talebin giderek yoğunlaştığını da zaten belirtmiştim. Biz de dünya pazarına hakim olmayı hedefliyoruz ve bu konuda yoğun çalışmalarımız var. Şuan Nijerya’da üç tesis birden kuruyoruz. Ayrıca İspanya, Portekiz, İtalya, Bulgaristan ve Suudi Arabistan’da da bazı firmalarla sözleşme aşamasına gelmiş bulunmaktayız. Bütün bunlar, bizi bu alanda bir marka olmaya doğru adım adım götürüyor. Yurtdışında gerek katıldığımız fuarlarda, gerek ziyaret ettiğimiz firmalarda teknolojilerimiz yoğun bir ilgi gördü, bazı yerlerde de bu sistemleri hiç duymamış olanların şaşkınlarıyla karşılaştık.

Son olarak organik yem değirmenleriyle ilgili neler eklemek istersiniz?
Öncelikle bu sistemi kurmak isteyenlere tavsiyem doğal atıkların yoğun olduğu bölgeleri değerlendirmeleridir. Yani bu tesisleri hammaddenin bol olduğu bölgelerde yapmak, büyük bir avantajdır. Örneğin; Türkiye’de bu bölgedeki gıda fabrikaları, atık hammaddelerini bakanlıktan alınan izin doğrultusunda kurmuş olduğumuz organik yem fabrikasına getirmek zorundadır. Bu durumda hammadde bedavaya gelmiş olur. Gelen hammaddelerin içinden, yem olmayan çöpleri ve saman gibi malzemeleri de ayırıp pelet yaparak, yakacak hale getirebilirsiniz. Sistem yatırımcıya böyle bir avantaj daha sağlamış oluyor. Ayrıca sistemi düşük maliyetli rakamlarla kurmak mümkün.

Bir önceki yazımız olan "Olam International, Nijerya'daki varlığını yatırımlarla güçlendiriyor" başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Kontrol edin

abalioglu

Hayvansal gıdaların besin değerini üreticilerin kullandığı yem belirliyor

“Türkiye’nin önde gelen yem üreticisi Abalıoğlu Tarımsal Üretim A.Ş’nin Genel Müdürü Ulaş Semerci, geçen yıl …