Son Haberler
Ana Sayfa / Makale / Unutulmuş Bir Yem Ögesi: Besinsel Lif

Unutulmuş Bir Yem Ögesi: Besinsel Lif

“Düşük enerjili besinler ile beslenen tavukların besin alımını artırarak daha düşük enerjili konsantrasyonu telafi ettikleri görülüyor. Ancak, lifli bileşenlerin eklenmesi ise besin alımının azalması nedeniyle oldukça yüksek seviyelerde performans için zararlı olabiliyor. Besinsel enerji konsantrasyonu azaltımı yüzde 10’u geçmediğinde, yumurtlayan tavuğun performansı ve vücut ağırlığı besin değişikliklerinden etkilenmiş görünmüyor.”

jacky-michard

Jacky MICHARD
Beslenme Uzmanı
Hubbard SAS

Modern kümes hayvanlarının beslenmesinde, geleneksel lif kaynakları, besinin enerji dilüsyonu ve mikotoksin kirliliği gibi bazı negatif özelliklerle ilişkilendirilir ve genelikle lineer formülasyona dahil edilmez. Ancak, lifin aynı zamanda intestinal mikroflora kümes hayvanları için intestinal sağlık üzerinde pozitif bir etkisi olduğu ileri sürülmektedir. Bazı beslenme uzmanları, ham lifin kümes hayvanlarının beslenmelerinde ayrılmaz bir faktör olduğuna inanırken, diğerleri kümes hayvanlarının besinlerine dahil etmeye gerek olmadığını savunmaktadır.

Diyet lifi, bitki hücreleri iskeletlerinin besinlerin üzerindeki monogastrik hayvanlar tarafından sindirilemeyen kalıntıları olarak tanımlanmaktadır. Lif, besinsel, kimyasal ve fiziksel olarak heterojen bir maddedir. Bu heterojen karışım suda çözünebilen (vizkoz ve mayalanabilir lif) ve çözünmeyen (vizkoz olmayan ve mayalanamayan kaynaklar) lifler olarak iki büyük kategoriye ayrılabilir. Çözünebilen ve çözünemeyen lif bileşenlerinin farklılaşması, her iki kategoride mide-bağırsak kanalındaki sindirme/emme süreçlerinde farklı görevler üstlendiği için, ham lifin psikolojik etkilerinin açıklanmasına katkıda bulunmuştur.

 

Lifin miktarıyla birlikte yapısı da farklı bitki maddeleri arasında oldukça değişkendir. Tahılların anız veya kabuklarının, hatta ağaç linyinlerinin yanı sıra, yüksek çözünemeyen lif içerikli birçok ham madde, pirinç veya buğday kepeği, ayçiçeği küspesi, hurma çekirdeği küspesi, pestil vb. gibi yan mahsuller olarak nitelendirilebilecek tahıllardır.

 

ÇÖZÜNEMEYEN LİFLERİN YUMURTA

TAVUKLARINDAKİ ETKİSİ

Çözünemeyen fraksiyonun daha önceleri özellikle besin dilüsyonu olarak görev aldığı düşünülmekteydi. Ancak, birçok araştırma, çözünemeyen liflerin (nişasta olmayan polisakkaritler – NSP – ve linyin) bağırsak fonksiyonunu etkilediğini ve besin sindirimini modüle ettiğini saptamıştır. Bu etkiler, çözünemeyen lifin taşlıkta toplanmasından kaynaklanmaktadır. Sonuç olarak iyi derecede gelişmiş bir taşlık, artan besin bulunabilirliğine ve besinlerden faydalanabilirliğe katkı sağlayarak küçük bağırsağa giren büyük parçaların miktarını azaltan öğütme kapasitesini artırmaktadır.

 

Yayınlanan araştırma çalışmaları, çözünemeyen NSPlerin hem intestinal, hem de genel olarak sağlık durumunu iyileştiren yararlı bakterilerin oluşumunu artırdığını saptamıştır. Yüksek nişastalı besinler, patojenlerin yüksek mikrobik dengesizliği ve konaktaki intestinal hastalık riski taşıyan bir durumun meydana gelme ihtimalini hızlı bir şekilde artırabildiği küçük bağırsakta fermantasyon oluşumunu desteklemektedir. Besindeki çözünemeyen besinsel lifin artması, taşlık hacmini genişletmekte ve daha fazla hidroklorik asit salgılamaya neden olan alıkonma süresinin daha fazla uzamasına sebebiyet vermektedir. Asit salgılama üzerindeki taşlık aktivitesinin artırıcı etkisiyle birleştiğinde, mide içeriğindeki pH değerini düşürecektir. Hem daha düşük bir pH, hem de yetersiz derecede mayalanabilir lif fraksiyonu, tavuğun bağırsağında ve çevrede bulunan yararlı mikroorganizmaların büyük bir kısmının oluşmasına sebebiyet vermektedir. Bu etki, bağırsak zarının bütünlüğünü korumakta, kalın bağırsakta artan besin sindirimini ve yataklıkların kalitesini artırmaktadır.

 

Buna ek olarak, yiyecek sunumu, mineral ve aminoasit dengesi gibi diğer faktörlerin yanı sıra, özellikle yumurtlayan tavuklarla ilgili yürütülen birçok araştırmada, yüksek lifli ve düşük enerjili besinler veya kaba taneli yem ile beslenmenin tüy gagalama davranışını azalttığı, hatta önlediği tespit edilmiştir. Yüksek çözünemeyen NSPli besinlerin veya anızın yetiştirme süreci boyunca yataklıkta kullanılması, yetişkinlerde kuyruk gagalama gibi yaygın durumların görülme sıklığını azaltabilmektedir.

 

Düşük enerjili besinler ile beslenen tavukların besin alımını artırarak daha düşük enerjili konsantrasyonu telafi ettikleri görülüyor. Ancak, lifli yapısal bileşenlerin eklenmesi ise besin alımının azalması nedeniyle oldukça yüksek seviyelerde performans için zararlı olabiliyor. Besinsel enerji konsantrasyonunun azaltılması yüzde 10’u geçmediğinde, yumurtlayan tavuğun performansı ve vücut ağırlığı besin değişikliklerinden etkilenmiş görünmüyor.

 

Evcilleştirilmiş kümes hayvan türlerimizin vahşi ataları, ömürlerinin yaklaşık yüzde 60’ını yemek arayarak geçirmiş ve tohum ve uzun ömürlü lifli maddeler gibi büyük miktarda yapısal bileşenlerden oluşan besinler ile beslenmişlerdir. Mevcut yumurtlayan tavuk üretiminde bir hayli endişeye sebebiyet veren tüy gagalama gibi davranışların modern yemlerin besin bakımından güçlendirilmiş ve hazır olarak sunuluyor olması nedeniyle, yeterli yem arama teşviklerinin olmadığı durumlarda normal toprak gagalama veya beslenme davranışının yerine geçtiği düşünülmektedir.

 

DAMIZLIK ETÇİLERİN

BESLENMELERİNDE

ALAN TECRÜBESİ

Damızlık etçilerin yemlerinin kısıtlanması ve muhtemel açlık göstergeleri, aşırı su alımı, yaygın olarak çevredeki objeleri doğrudan gagalama ve genel hareket artışı gibi durumlara sebebiyet verebilir. Damızlık etçilerin tokluk hissini artırmak için seyreltilmiş ve yüksek lifli besinler ile beslenmeleri yönünde yapılan girişimler, tavuk sağlığında iyileşmelerin gözlemlenmesi ile günümüzde yoğun ilgi görmektedir.

 

Araştırma çalışmaları ve bazı alan deneyleri, düşük ME besinleri yetiştirme döneminde verildiğinde, bu besinlerin sürü benzerliğinin geliştirilmesine, üreme yolu gelişiminin geciktirilmesine ve yumurtaların erken büyümesine katkıda bulunabildiği ileri sürülmektedir. Yumurtlama sırasında düşük yoğunluklu damızlık etçi beslenmeleri ile ilgili yürütülen diğer çalışmalarda, yumurta ve bir günlük yavrunun ağırlığında artış olduğu ve yavrularda büyüme oranının arttığı ve ölüm oranının azaldığı görülmüştür.

 

Hubbard’ın müşteri düzeyindeki bazı ön tecrübeleri ile alan içi araştırma denemeleri, yetiştirme aşamasında etçinin seyreltilmiş besinler ile beslenmesinin pozitif etkilerini onaylamaktadır (2,350 ile 2,600 Kcal/kg büyüyen diyeti):

• Yem temizleme süresi, uygulanan seyreltme işlemine göre yetiştirme döneminde 5 – 15 dakikaya kadar ve üretim aşamasında 30 – 90 dakikaya kadar artırılmaktadır. Doğru sürü benzerliğine ulaşmak için daha az çaba sarf edilmektedir.

• Kuşlar daha sakin. Tüy dökülmelerini önlemektedir.

• Yataklığın kontrolü daha kolay hale gelmektedir (daha kuru folluk)

• Yetiştirme ve üretim döneminde yaşama oranı birçok durumda iyileştirilmektedir.

 

Ancak, damızlık etçilerde bu gibi beslenme değişiklikleri yaparken bazı kritik noktaları vurgulamak gerekmektedir:

• Tüm yüksek lifli diyetler için, damızlık etçilerin büyüme oranının doğum için ve düşük ME diyetleri ile tavsiye edilen aralıkta kalması önemlidir, tavuklar daha yüksek ME diyetleri ile normal olarak gözlemlenenden nicelik olarak daha fazla miktarda yemeleri gerekmektedir. Etçi sürülerinden sorumlu olan kişilerin her daim vücut ağırlığının evrimleşmesine göre yem paylaşımını ayarlamalıdır.

• Ayrıca bağırsak doluluğu nedeniyle tokluk hissi vermek için yemlerin şişmesini sağlamak üzere yeterli miktarda su bulundurulması da oldukça önemlidir.

• Yem yüksek yoğunluklu başlangıç miktarı seyreltilmiş büyütme miktarı ile değiştirilirken ve normal yoğunluklu büyütme miktarına geri dönerken, geçiş aşamalarına özellikle önem verilmelidir. Bu, bilhassa büyütme diyetleri 2,500 Kcal/kg’den az olduğunda doğrudur.

• Püre yemler kullanılırken, buğday kepeği gibi lifli olmayan fakat katkısız ham madde kullanımı sırasında tekdüze ve ham püreler elde etmek zor olabilir.

 

Bakım düzenlemelerinin besleme yapılmayan günlere izin vermemesi veya genellikle doğru ve özellikle daha çok yeme isteği duymaya başlayan horozlar ile tekdüzeliği sağlamada zorluklar ile karşılaşılması durumunda, yem hacmini en üst düzeye çıkarmak, besleme süresini ve bağırsak doluluğunu artırmak için düşük yoğunluklu besinler tercih edilmektedir.

 

ÖZET VE PERSPEKTİFLER

Damızlıklar üzerine geçtiğimiz günlerde yapılan araştırmada, çözünemeyen lifin damızlık diyetlerinde kullanılmasının aynı zamanda büyüme performansını da artırdığı sonucuna varılmıştır. Görünen o ki tavuklar yapısal bileşenleri isteyecek ve kaba taneli ve çözünemeyen olması gereken yapısal bileşenleri daha fazla arayacak. Yemlerin düşük lif içeriğine sahip olduğu durumlarda, kuluçkaya yatma sistemleri olarak kullanılan yataklıkların yapısal bileşenler için alternatif bir kaynak olabilmektedir. Ancak bu gözlemler yazarın, kümes hayvancılığı endüstrisinin yeterli miktarda çözünemeyen lif tedariki bu zamana kadar uygun şekilde yönetilmezken, besin ögeleri üzerine olması gerekenden çok daha fazla yoğunlaştığı yönündeki fikirlerini desteklemektedir. Elbette enerji, aminoasit ve azrak elementlerin doğru alımı önemlidir, fakat yalnızca yumurtlayan beslenmesinde değil, aynı zamanda antibiyotik büyüme destekleyicileri ile beslenmeyen etçi ve damızlık tavuklar için çözünemeyen besinsel liflere daha fazla önem verilmelidir.

 

Daha düşük yoğunluklu diyetlere yönelim ayrıca ham madde bulunabilirliği ve maliyeti ve bu ham maddelerin kalitesinden etkilenecektir. Bazı maddeler lifli tohum zarflamalarında konsantre olan mikotoksinler gibi kirlilik riskini artırabilirken, bazı yüksek lifli maddeler için kümes hayvanlarına yönelik ME içeriği yeterli derecede tanımlanmayabilir.

 

Bazı lifli kaynak türleri (çözünebilir lif) üzerinde rapor edilen negatif sonuçların enzim takviyesi ve beslenecek tavuğun özel türü ve yaşının gerektirdiklerine uygun olması açısından yeterli şekilde planlanacak yem işleme ile ortadan kaldırılabileceğinin farkına varılması önemlidir. Bu strateji sayesinde, mümkün olduğunda lif oranı yüksek olan hayvan yemleri, kümes hayvanları yemlerinin seyreltilmesinde kullanılabilir.

 

Kümes hayvanları beslenmelerindeki yapısal bileşenlerin optimum miktarını belirlemek için yapılan herhangi bir sistematik çalışma olmadığından, optimum kümes hayvanları diyet yapısı hakkında başlatılan bu tartışma, kesin tavsiyeler ile sonuca bağlanamamaktadır. Mevcut bilgiler göz önünde bulundurularak, 3 haftadan sonra diyetin yeterli miktarda kaba taneli tahıl parçaları içerdiğinden veya yulaf kavuzu (veya muadili) gibi kaba taneli ve uzun süreli liflerin damızlık diyetleri için yüzde 5 – 8 oranında,etçi diyetleri içinse yüzde 2 – 3 oranında eklendiğinden emin olunması gibi genel ve pratik bir tavsiye verilebilir.

Bir önceki yazımız olan Böcek Proteini ile Sürdürülebilir Yaşam başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Kontrol edin

armagan

Zor Günlerde Süt Sığırcılığı ve Kesif Yem Kullanımı

“Yonca kuru otu, mısır silajı ve saman pahalı ise hayvanda metabolik hastalıklara ve infertiliteye yol …