Son Haberler
Ana Sayfa / Makale / Mikotoksinler: Ruminant Üretim ve Refah

Mikotoksinler: Ruminant Üretim ve Refah

Mikotoksin kontaminasyonu riskini en aza indirmek için çiftçilerin alabilecekleri farklı önlemler vardır. İlk strateji, ürünlerin tarlada ya da depolama sırasında mikotoksin kontaminasyonunu önlemektir çünkü hasat öncesi ya da depolama esnasında yemin mikotoksin kontaminasyonunun engellenmesi oldukça zordur. Mikotoksin kontaminasyonuna uğramış olan yemin sindirimine karşı, hayvanları koruyan birkaç ürün mevcuttur.

Jesse STOOPS & Anne GODERIS
Nutrex nv- Belgium
nutrexMikotoksinler, küflerin neden olduğu toksik metabolizmalardır ve hayvanlarda zehirlenmelere neden olabilirler. Etkisi kanıtlamış olan başlıca mikotoksinler şunlardır: aflatoksin (AFL), trikotesenler (TCT), zearalenon (ZEA), fumonisin (GUM), okratoksin (ROT) ve ergo alkaloidleri. Mikotoksinlere karşı olan hassasiyet, hayvan türü, cinsiyeti, yaşı, genel sağlığı, bağışıklık durumu, vb. göre değişiklik gösterir. Genel olarak, monogastrik hayvanlar ile kıyaslandığında ruminant hayvanlar, birçok mikotoksine karşı daha az hassasiyet gösterir çünkü ruminant hayvanlardaki rumen mikrobiyota, mikotoksinleri daha az toksik olan metabolitlere dönüştürerek savunma zincirinin ilk halkasını oluşturur. Ancak, ruminant hayvanların, uzun bir süre boyunca ya da birden fazla mikotoksin ile kontamine olan yemle beslenmek durumunda kalması halinde üretim (örneğin süt ve sığır eti), üreme ve büyüme bundan zarar görebilir. Ruminant hayvan yemlerinin de çoklu mikotosinlerle kontamine olması olasıdır. Ruminant hayvanlar genelde yem bitkileri ve (ıslak) yan ürünlerden yapılan silajla beslenirler. Bundan dolayı, ruminant hayvanlar, hasat öncesi kontaminasyonun (örneğin, Penicillium ve Aspergillus türleri) yanı sıra hasat sonrası (örneğin, Fusarium türleri) kontaminasyondan kaynaklanan çok geniş bir mikotoksin aralığına maruz kalırlar. Çok farklı mikotoksinlere maruz kalınması, hayvan performansı üzerinde olumsuzluk yaratarak sinerjik etkilere neden olur.

RUMİNANT HAYVANLARIN, MİKOTOKSİNLERE KARŞI HASSASİYETİ
Ruminant hayvanların, mikotoksinlere karşı olan hassasiyeti, büyük ölçüde sindirilmiş mikotoksinlerin, rumen mikrobiyota tarafından ön sistemik eliminasyonuna bağlıdır. Rumen protozoa ve rumen bakteriler, farklı mikotoksinleri, daha az toksik bileşikler halinde metabolize edebilir. Sağlıklı bir hayvanda, deoksinivalenol (DON) hızlıca daha az toksik olan epoksite dönüştürülür. Ancak, rumen mikrobiyotanın toksinsizleştirme kapasitesi sınırlıdır ve beslenmedeki değişimlerin ya da rumen asidoz gibi metabolik rahatsızlıkların bir sonucu olarak değişiklik gösterir. Ayrıca, bütün mikotoksinler, rumen mikrobiyotanın neden olduğu enzimatik klivaja tabi değildir. FUM ve ergot alkaloidleri gibi bazı mikotoksinler, rumenden herhangi bir değişikliğe uğramadan geçebilirlerken bazı mkotoksinler ise rumen içerisinde mevcut moleküle eşit ya da ondan daha toksik bir aktiviteye sahip metabolite dönüşürler. Örneğin, ZEA, daha güçlü bir alfa-zearalenole dönüşür. Öte yandan, farklı mikotoksinler (ör: patulin), antimikrobiyal etkiye ve rumen mikrobiyotanın hasar görüp değişmesine neden olur.
Ruminant hayvanlardaki klinik mikotoksikoz, rumen mikrobiyota ve (tamamen) zayıflatılmayan mikotoksinler ile ilişkilendirilir. Bu mikotoksinler, emildikleri yer olan onikiparmak bağırsağına ulaşabilirler ve bu durum, yüksek mikotoksin yükü ile sonuçlanabilir. Ruminant hayvanlar, geçiş döneminde ya da yüksek çevresel sıcaklıklar gibi diğer stres aşamalarında mikotoksinlere karşı daha hassastırlar. Ayrıca, yüksek verimli ineklerin, rumen pH seviyesini azaltan ve geçiş oranını artıran daha fazla oranda kuru madde tüketimi nedeniyle daha hassas oldukları kabul edilir. Bu, rumen mikrobiyotanın sebep olacağı mikotoksin toksinsizleştirme için daha az zaman ile sonuçlanır.

ÖNLEME TEDBİRLERİ
Mikotoksin kontaminasyonu riskini en aza indirmek için çiftçilerin alabilecekleri farklı önlemler vardır. İlk strateji, ürünlerin tarlada ya da depolama sırasında mikotoksin kontaminasyonunu önlemektir çünkü hasat öncesi ya da depolama esnasında yemin mikotoksin kontaminasyonunun engellenmesi oldukça zordur. Mikotoksin kontaminasyonuna uğramış olan yemin sindirimine karşı, hayvanları koruyan birkaç ürün mevcuttur. Nutrex, mikotoksinin geniş spektrumlu etkilerine karşı hayvanları koruyan Free-Tox adında bir ürün geliştirdi. Bu ürün, özenle seçilmiş ve işlenmiş olan silikatlar (yani asitle aktifleştirilmiş bentonit), maya hücre duvarları ve organik asitler ve tuzların bir kombinasyonudur.

Süt ineklerinin doğal olarak kontaminasyona uğramış yem ile beslenmek durumunda oldukları zaman, in vivo olumsuz etkileri önlemek ya da azaltmak amacıyla Free-Tox’un etkisini araştırmak üzere bir deneme gerçekleştirilmiştir. 110 süt ineği (ortalama 118 gün sütü olan) üzerinde dört haftalık bir deneme gerçekleştirildi. İnekler mısır silajı (30 kg), küspe (7 kg), ot silaj (8 kg), buğday (3.5 kg), protein premiksi (3.3 kg) ve konsantre (2 kg) ile beslendi. Ayrıca soya fasulyesi, protein düzenleyici olarak kullanıldı. Free-Tox, bu protein düzenleyicisi içerisinde, günlük 25 g/inek/gün bir doz elde etmek için 7,5 kg/ton doz şeklinde uygulanmıştır. Tedavi süresince, süt üretimi, 26,2 kg/güne çıkmıştır (Şekil 1). Ayrıca, protein içeriği üzerinde kayda değer bir etkisi olmuştur. Free-Tox, protein içeriğini, 33.9 g/kg’dan 34.2 g/kg’a çıkararak %1’lik bir artış sağlamıştır (Şekil 2). Sonuç olarak, Free-Tox, hayvanları, mikotoksinlerin zararlı etkilerine karşı koruyarak, daha yüksek protein içeriğine sahip daha fazla süt sağlamıştır.

Bir önceki yazımız olan KAHL düz pelet presleri sağlam ve güçlü başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Kontrol edin

armagan

Zor Günlerde Süt Sığırcılığı ve Kesif Yem Kullanımı

“Yonca kuru otu, mısır silajı ve saman pahalı ise hayvanda metabolik hastalıklara ve infertiliteye yol …