Ana Sayfa / Haberler / Mazot ve pahalı ham madde yem fiyatlarını artırıyor

Mazot ve pahalı ham madde yem fiyatlarını artırıyor

Türkiye yem sektörünün dünya ortalamasının üzerinde bir fiyatla yem ürettiğini belirten TÜRKİYEM-BİR Başkanı Ülkü Karakuş, bunun sebeplerini kullandıkları pahalı hammadde ve mazota bağladı. Karakuş, “Ciromuzun yüzde 10’nu mazota veriyoruz. Dünyada 170 dolar olan mısıra biz 270 dolar veriyoruz” dedi.

ulku-karakus

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Antalya’da düzenlenen Büyükbaş ve Küçükbaş Hayvancılık Çalıştayı’na katılan Türkiye Yem Sanayicileri Birliği (TÜRKİYEM-BİR) Yönetim Kurulu Başkanı Ülkü Karakuş, yem fiyatlarıyla ilgili açıklama yaptı. Karakuş, Türkiye’de hayvancılık yapanların ortak problemine yıllardır ’yem pahalı’ denilerek çözüm bulunmaya çalışıldığını kaydetti. Karakuş, son yıllarda Toprak Mahsulleri Ofisi’nin girişimleriyle yemde kullanılan hammaddeleri ucuza temin etmeye başladıklarını, bunun da kademeli olarak maliyetlerini aşağılara çekeceğini ifade etti.
Türkiye’deki yem sektörünün ürettiği yem fiyatının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu ifade eden Karakuş, “Ancak Türkiye’deki yem sektörü aldığı ham maddeleri hangi dozda alırsa onu üretir, sanayi mamulü haline getirir ve üreticisine satar. Türkiye’deki gerçek problem yem hammaddeleri fiyatlarının yüksekliğidir. Yani yemde, arpa, mısır, buğday, çavdar, yulaf, ayçiçeği, soya, kanola küspesini kullanırız. Bunların bize maliyeti dünya ortalamasının üzerindedir. Türkiye’de buğday, arpa ve mısır eken üreticinin korunması için yüksek fiyatlar veriliyor. Bu yüksek fiyatlarla alındığı için örneğin mısırın dünyada ortalama tonu 175 dolar, Türkiye’de 270 dolar. Bu fark olduğu için yüksek maliyet ortaya çıkıyor. Dolayısıyla üreticimiz yıllardır, ‘yem pahalı’ demek suretiyle sıkıntılarına çözüm bulmaya çalışıyor” diye konuştu.
Bu ifadenin yıllardır söylendiğini ve sektörü bir sonuca götürmediğinin altını çizen Ülkü Karakuş sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim ilk olarak birim alandan maksimum ürün elde edebilmek için modern tarım tekniklerini, biyoteknolojiyi kullanırken, sulanabilir arazi miktarını da arttırmamız gerekir. Bu 3 ana konuya önem vermeliyiz. Biz köyden kente göçmekte olan bir toplumuz. Köyden kente göçtüğümüzde de insanımız ekilebilir alandan ve araziden uzaklaşıyor. Bu insanlar üretmediği zaman arzın taleple kesiştiği noktada fiyat oluşur. Arz her geçen yıl düşerken, talep artıyor. Şimdilerde hayvanın olduğu yerde insan, insanın olduğu yerde hayvan yok. Göçer toplumla insanımız hayvancılık ve tarımdan uzaklaşıyor. İnsanlarımız köylerden metropollere; yani İstanbul’a Antalya’ya, Ankara’ya, Bursa’ya yerleşiyor. Köylerde üretim kalmadığı için insanlar bu yemi taşımayla almaya başlıyorlar. Türk üreticisi için en yüksek maliyetlerden biri de mazot maliyetleridir. Çok yüksek fiyatla mazot alınıyor Türkiye’de. Biz bunları taşımacılıkta kullanıyoruz. Yem sektörünün yıllık cirosunun yüzde 10’una yakınını nakliyeye veriyoruz. Bu çok büyük bir para. Niye veriyoruz; çünkü bizim ortalama mazot maliyetlerimiz dünya ortalamasının üzerinde.”

ETÇİYİ VE SÜTÇÜYÜ BİZDEN FAZLA KİMSE DÜŞÜNEMEZ
Küçük ölçekli işletme sayılarının her geçen yıl azaldığına vurgu yapan Karakuş, “Toprak Mahsulleri Ofisi son dönemde besiciler lehine kararlar aldı. Yem pahalı ama her geçen gün besi içindeki toplam maliyetteki payı düşüyor. Bunda TMO’nun yurt dışından düşük fiyatla yem bulmasının büyük katkısı var. TMO’nun bu konuda ben size ucuz hammadde bulmaya devam edeceğim demesi bizi umutlandırıyor. Geçmiş yıllara oranla daha ucuz hammadde bulmaya başladık. Bu 2018 yılında da devam edecek. Bu düşük fiyat zaman içinde yem fiyatlarına da yansıyacak” diye konuştu.
Tarımın kâr edilebilecek bir sektör olduğunu ifade eden TÜRKİYEM-BİR Başkanı Ülkü Karakuş, ülkede yapılan şu yanlışlığa dikkat çekti: “Televizyonları açtığımızda enflasyon canavarı, domates, biber, patlıcan, et diyoruz. Ama fiyat düştüğü zaman kimse bu ürünlerin yanında olmuyor. Domates 6 liraya çıktığında vay domates 6 lira oldu diyoruz ancak 50 kuruşu düştüğünde kimse yanında durmuyor. İşin özü şu olmalı. Tarımsal faaliyette bulunan insanların düzenli ve yeterli para elde etmesi lazım. Bunu hep yekün olarak düşünmeliyiz. Yemci malını etçi ve sütçüye satıyor. Etçiyi ve sütçüyü bizden fazla kimse düşünemez. Çünkü parayı biz ondan alacağız. Malı ona satıyoruz. Son bir iki yıldır bu konuda bir irade var, her geçen gün maliyetlerimiz düşecek.”

Bir önceki yazımız olan "Türk bilim insanlarının 'nano balık' keşfi" başlıklı makalemizde "Prof. Dr. Semih Ergin; en küçük balık; nano balık; Pomatoschistus Nanus" hakkında bilgiler verilmektedir.

Kontrol edin

buhler

Bühler’den gıda ve yem kurutma işleminde başarı için MoisturePro hizmeti

Bühler’in yeni tanıttığı bulut temelli MoisturePro hizmeti, bir yandan gıda ve yemde güvenilirliği sağlarken, yılda …