Ana Sayfa / Röportaj / M. Ülkü KARAKUŞ, Türkiyem – Bir: “Son 10 yılda yıllık ortalama %12 büyüme”

M. Ülkü KARAKUŞ, Türkiyem – Bir: “Son 10 yılda yıllık ortalama %12 büyüme”

“Türkiye karma yem sanayisi, son 10 yılda yıllık ortalama %12 büyüme hızıyla önemli bir gelişim gösteren dinamik bir sektördür. Bugün Türkiye’de 521 adet yem fabrikası faaliyette bulunmaktadır. Yem üretimine gelince; sektörde 2015 yılında 10,4 milyon tonu büyük-küçükbaş, 9,1 milyon tonu kanatlı, 0,6 milyon tonu diğer yemler olmak üzere toplam 20,1 milyon ton karma yem üretimi gerçekleşmiştir.”

44

Türkiye karma yem sektörü, son yıllarda gösterdiği büyüme grafiğiyle dikkat çekiyor. Karma yem sanayinin son 10 yılda yıllık bazda ortalama yüzde 12 büyüme sergilediğini söyleyen Türkiye Yem Sanayicileri Birliği (Türkiyem-Bir) Yönetim Kurulu Başkanı M. Ülkü KARAKUŞ, Türkiye’nin 20,1 milyon tonluk karma yem üretimi ile dünyada 12’inci, Avrupa’da ise 5’inci sırada yer aldığını vurguluyor. “Sektörümüzün büyüme hızı dikkate alındığında, 5-6 yıl içerisinde dünyada ilk 10’da, AB’de ise ilk 3’de yer alacağı öngörülmektedir.” diyen KARAKUŞ, Türkiye’nin karma yem ihracatında da öne çıkmasının önündeki en büyük engelin, yem hammaddeleri konusu olduğunu hatırlatıyor. Yem hammaddeleri konusunda Türkiye’nin büyük oranda dışa bağımlı olduğunu ifade eden Ülkü KARAKUŞ, bitkisel üretimdeki artışın yem sanayindeki büyümenin çok gerisinde kaldığını belirtiyor. Türkiyem-Bir Başkanı M. Ülkü KARAKUŞ ile sektörün gelişimini, potansiyelini ve sorunları konuştuk.

Sayın Karakuş, öncelikle Türkiye Yem Sanayicileri Birliği hakkında bize biraz bilgi verir misiniz? Kaç tane üyeniz var, üyeleriniz kimlerden oluşuyor ve bir birlik olarak yem sektöründeki faaliyetleriniz nelerdir? Derneğiniz, Türkiye yem sanayinin ne kadarlık bir kısmını temsil ediyor?
Türkiye Yem Sanayicileri Birliği, 1974 yılında 1734 sayılı Yem Kanunu’nun yürürlüğe girmesini müteakip, yem sanayicisi 7 kişi tarafından “Yem Sanayicileri Birliği Derneği” ismi ile kurulmuştur. Derneğimiz, 1998 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile isminin başına Türkiye ibaresi alarak, bugünkü adı olan “Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Derneği” şeklinde 40 yılı aşkın süredir faaliyette bulunmaktadır.

Birliğimiz, her çeşit karma yem üreten kuruluşa ve mensuplarına mesleki, sosyal, teknik ve ekonomik yönlerden rehberlik etmekte, üretimin kamu yararına uygun ve verimli bir tarzda gelişmesine yardımcı olmakta, üyelerinin haklarını özel ve tüzel kişilere karşı savunmakta, sektörün sorunları ve çözüm önerilerini ilgili kesimlere ulaştırmaktadır.

Tüzüğümüz gereği birliğimize sadece Veteriner Hizmetleri Bitki Sağlığı Gıda ve Yem Kanunu gereğince Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan yemler konusunda kayıt veya onay alan karma yem fabrikası sahibi gerçek ve tüzel kişiler üye olabilirler. Yani, üyelikte esas, yem fabrikası ruhsatı almış kayıtlı veya onaylı yem fabrikasıdır.

İçinde bulunduğumuz 2016 yılı itibariyle birliğimize 164 adet yem fabrikası üyedir. Bu fabrikalardaki yem üretimi, Türkiye’nin toplam karma yem üretiminin %80’ini oluşturmaktadır.

Elinizdeki veriler ışığında Türkiye karma yem sanayi hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? Türkiye’de üretimi gerçekleştirilen yem çeşitleri nelerdir ve miktarları ne kadardır? Türkiye genelinde yem üretimi gerçekleştiren yaklaşık kaç işletme & firma var?
Türkiye karma yem sanayisi, son 10 yılda yıllık ortalama %12 büyüme hızıyla önemli bir gelişim gösteren dinamik bir sektördür. Karma yemler çok çeşitli yapılardadır ve bu yemler hayvanların türüne, verimine, yaşına göre ihtiyacını karşılayabilecek en uygun maliyette üretilmektedir. Bugün Türkiye’de 521 adet yem fabrikası faaliyette bulunmakta olup, bunlar ağırlıklı olarak Ege, Marmara ve İç Anadolu bölgelerinde yer almaktadır.

Yem üretimine gelince; sektörde 2015 yılında 10,4 milyon tonu büyük-küçükbaş, 9,1 milyon tonu kanatlı, 0,6 milyon tonu diğer yemler olmak üzere toplam 20,1 milyon ton karma yem üretimi gerçekleşmiştir. Türkiye’de toplam karma yem üretiminin %35’i Ege bölgesinde, %25’i Marmara’da, %17’si İç Anadolu’da kalan %23 ise diğer bölgelerimizde üretilmektedir.

Türkiye’deki yem fabrikalarının teknolojik alt yapıları ve kapasite kullanım oranları hakkında neler söyleyebilirsiniz? Türkiye yem sanayinin atıl kapasite gibi bir sorunu var mı? Varsa bu sorunun nedenleri ve çözümleri hakkındaki fikirlerinizi alabilir miyiz?
Bundan 5-10 yıl öncesine baktığımızda, karma yem fabrikalarının büyük oranda 1-10 ton/saat gibi küçük kapasiteli fabrikalardan oluştuğu görülmektedir. Ancak hayvancılığın gelişimi, ihracat olanaklarının artması gibi nedenlerle karma yemlere olan ihtiyacın artması, daha yüksek kapasiteli fabrikaların kurulmasını teşvik etmiştir.

Bunu örneklerle açıklayacak olursak; 2010 yılı sonu itibariyle ülkemizdeki karma yem fabrikalarının %88’i 21 ton/saat kapasiteden küçük fabrikalar iken, 2015 yılı sonu itibariyle bu oranın %80’e gerilediğini görüyoruz. Yine ülkemizde 5 sene öncesinde 50 ton/saat kapasiteden büyük kapasiteli sadece 10 adet karma yem fabrikası varken bugüne gelindiğinde ise bu sayının 24 adede yükseldiğini görüyoruz. Günümüzde yeni kurulan yem fabrikalarının kapasiteleri, genelde 20-30 ton/saat kapasiteden büyük olmaktadır.

Sektörümüzde yerli makine üreticisi firmalarda yem teknolojisi bilgisinin artması, bazı karma yem fabrikalarının tamamen yerli üretim makineleri tercih etmesine neden olmaktadır. Bu gibi firmalar olduğu gibi yabancı menşeli makinelerle veya her ikisini de kullanarak üretim yapan yem fabrikaları da mevcuttur.

Ülkemizde tek vardiya üzerinden hesaplandığında kapasite kullanım oranımız %100’dür. Ancak, çift vardiya üzerinden hesaplandığında ise kapasite kullanım oranımızın %58 olduğu görülmektedir.

İlerleyen yıllarda küçük kapasiteli fabrikaların kapanmasıyla karma yem fabrikalarının sayılarında bir azalmanın olacağını, ancak mevcut kapasitenin ise değişmeyeceğini öngörmekteyiz. Küçük kapasiteli karma yem fabrikalarının yerini sayıca az ama kapasitece büyük fabrikaların alması, gelişmekte olan ülkelerde görülen benzer bir durumdur.

Türkiye yem sanayinin gerek teknoloji kullanımı ve kapasite, gerekse kalite ve ihracat noktasında dünya yem endüstrisindeki yeri nedir? Gelecekte Türkiye’nin dünya yem piyasasında nasıl bir yere sahip olacağını düşünüyorsunuz?
Türkiye karma yem sektörü, 20,1 milyon ton yem üretimi ile dünyada 12 inci, Avrupa’da ise 5 inci sırada yer almaktadır. Sektörümüzün büyüme hızı dikkate alındığında, 5-6 yıl içerisinde dünyada ilk 10’da, AB’de ise ilk 3’de yer alacağı öngörülmektedir.

Sektörümüzde üretilen yemlerin neredeyse tamamı iç pazarda tüketilmektedir. Karma yem ihracatımız ise henüz istenilen seviyelere gelebilmiş değildir. 2014 yılında 108 milyon dolar değerinde 223 bin ton civarında, 2015 yılında ise 71 milyon dolar değerinde 133 bin ton karma yem ihracatı yapılmıştır. 2016 yılının ilk çeyreğinde ise 20 milyon dolar değerinde 44 bin ton karma yem ihracatı gerçekleşmiştir.

Karma yem hammaddelerinin ülkemizdeki fiyatlarının dünya fiyatlarının üzerinde olması, ihracat anlamında rekabetimizi olumsuz yönde etkileyen en önemli faktörlerdendir. İhracat konusunda ağırlıklı olarak yakın ülkelere sevkiyatlarımız olmaktadır. Bunların başında ise Irak ve Suriye gelmektedir. Gürcistan, Kıbrıs, Azerbaycan, Türkmenistan gibi ülkeler de diğer ihraç pazarlarımız arasında yer almaktadır.

Karma yem ihracatında dünya ile rekabetimizin artması için karma yem sektörümüzün, yem hammaddelerine dünya fiyatlarından erişiminin sağlanması gerekmektedir. Bunun sağlanabilmesi için de bitkisel üretimimizde dünya fiyatı + prim sistemine geçilmesi ve dahilde işleme rejimindeki sorunların çözülmesi önerilmektedir.

Yem hammaddeleri, sizin de belirttiğiniz gibi Türkiye yem sanayi için dönem dönem sorun oluşturan konulardan biri olmuştur. Yem hammaddeleri konusunda Türkiye hangi noktada?
Dünya ortalaması üzerinde seyreden nüfus artış hızımız ve milli gelir düzeyindeki artışlar gibi başlıca nedenlerle, başta protein kaynakları olmak üzere, kaliteli gıdalara duyulan ihtiyacımız her geçen gün artmaktadır. Bu bağlamda hayvansal üretimde kendimize yeterliliğin sağlanabilmesi, hayvansal ürünlerin uygun fiyatlarla halkımıza arz edilmesi ve ihracat potansiyelimizin artırılabilmesi için sınırlı olan yem kaynaklarımızın en etkin şekilde değerlendirilebileceği bir planlamaya ihtiyaç duyulmaktadır.

Yem hammadde arzında karşılaşılan sorunlar, sektörün en önemli sorunları arasında yer almaktadır. Sektörün yem üretimindeki artış hızının, bitkisel üretimimizdeki artış hızından fazla olması nedeniyle yem hammaddeleri ithalatı her geçen yıl artmaktadır. Özellikle yağlı tohumlar ve küspeleri, kepekler, mısır, mısır türevleri, DDGS gibi yem hammaddeleri ithalatı yapılmaktadır.

Ülkemizde yılda 6 milyon ton mısır üretilmekte iken, 1,5 milyon ton civarında mısır da ithal edilmektedir. Yağlı tohumlarda ise durum oldukça vahim bir hal almış durumdadır. Ülkemizde yılda 3,5 milyon yağlı tohumlu bitki üretilmekte olup, 4,3 milyon ton yağlı tohum ve küspesi ise ithal edilmektedir. Bu farkın büyük bir kısmı soya ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Kanatlı yemlerinin ana hammaddelerinden olan soyanın ülkemizdeki üretimi sadece 150 bin ton düzeyinde kalırken, soya ve küspesinin ithalatı ise 2,6-3 milyon tonu bulmaktadır.

Dünyada bu ürünler konusundaki rekabet her geçen gün artmaktadır. Özellikle Çin’in çok büyük bir alıcı olarak dünya yem hammaddeleri piyasasına dahil olması ile birlikte, bahsi geçen yem hammaddelerinin fiyatları her geçen yıl artış göstermektedir. Bu nedenle ülkemiz yem sanayisi, bu ürünlerin ithalatı için daha yüksek meblağlar ödemekte ve dolayısıyla da yem ve hayvancılık maliyetleri artmaktadır. Benzer şekilde ülkemiz vitaminler, mineraller, enzimler gibi yem katkı maddeleri konusunda da neredeyse tamamen dışa bağımlı durumdadır. Günümüzde karma yem sektörünün cirosu yıllık yaklaşık 9 milyar Dolar olup, bunun yaklaşık 3 milyar Doları ithalat yoluyla yapılmaktadır.

Yem hammaddesi olarak kullanılan birçok tarımsal ürün (tahıl, bakliyat gibi), aynı zamanda doğrudan insan beslenmesi için de kullanılıyor. Bu durum, yem sektörünün hammadde kaynaklarını sınırlandırıyor mu? Diğer hububat ve bakliyat bazlı gıda sektörlerinin yan ürünleri, hammadde için bir çözüm olabilir mi?
Bitkisel üretim ile hayvansal üretim arasında bir köprü işlevi gören karma yem sektörü; bitkisel üretimden aldığı yemlik hububatları, kepekleri, yağlı tohum küspeleri ve gıda sanayinden aldığı diğer yan ürünleri, hayvanların belli dönemlerdeki ihtiyaçlarını da göz önüne alarak, en uygun besin içeriğini ve maliyeti oluşturacak şekilde vitamin ve mineraller gibi yem katkılarıyla karıştırıp yem haline getiren bir ara sektördür.

Sektörümüz bu anlamda atık olarak tanımlanan gıda sanayi ve çeşitli sanayilerin ürünlerini işleyerek nitelikli ürünlere ve bunları hayvanlara yarayışlı hale getirerek de dolayısıyla hayvansal ürünlere dönüştürmektedir.

Ülkemizde gıda sanayinde daha çok buğday kullanılmakta iken, sektörümüzde ise arpa ve mısır daha yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Yağlı tohumlarda ise yine yağ sanayisinde ayçiçeği yoğun bir şekilde kullanılırken, sektörümüzde ise buradan ortaya çıkan küspeler değerlendirilmektedir. Dolayısı ile hububatlar ve yağlı tohumlar konusunda yem sanayisi ile gıda sanayisi arasında bir rekabet yoktur ve birbirini tamamlamaktadır.

Türkiye yem sektöründeki diğer önemli sorunların neler olduğunu düşünüyorsunuz? Varsa bu sorunlara yönelik kısa ve uzun vadeli çözüm önerileriniz nelerdir?
Sektörümdeki önemli sorunlardan bir tanesi de transgenik, yani diğer bir ifadeyle GDO’lu ürünlerden kaynaklanmaktadır. Sektörümüzce kullanılan ve neredeyse tamamen dışa bağımlı olduğumuz, başta soya olmak üzere mısır, DDGS, kanola gibi ürünlerin dünyadaki üretimleri, ağırlıklı olarak transgenik yapıdadır. Bu ürünlerin ithal edilebilmesi için ülkemizde de Biyogüvenlik mevzuatı çerçevesinde onaylanmaları gerekmektedir. Ancak, Biyogüvenlik Kanunu’nun kasıt unsuru ve ihmal hususlarının göz önüne alınmadan ağır cezai hükümler içermesi; aynı şekilde kanunda yer alan tanımlardaki eksiklikler, başvuru ve değerlendirme konusundaki çelişkiler nedeniyle yürütmede güçlükler yaşanmakta ve biyotek firmalarınca transgenik ürünlerin onayı için yeni başvuru yapılmamaktadır. Bilinmesi gereken önemli bir konu da, GDO’lu ürünlerin yem amaçlı olarak tüm dünyada kullanıldığı gerçeğidir.

Soya ithalatında sorun olduğu dönemlerde ülkemizde genetik yapısı değiştirilmiş 3 adet soya ve 13 mısır onaylanmış vaziyetteydi. Ancak şimdi ülkemizde Avrupa Birliği’nde onaylı olan 7 adet transgenik soya ve 25 adet transgenik mısır çeşidine (toplam 32 adet), sadece hayvan yemlerinde kullanılabilmesi için Biyogüvenlik Kurulunca onay ve Bakanlık tarafından izin verilmiş durumdadır. Bu yeni onaylamalar sorunları kısmen çözmüştür. Ancak ABD, Kanada, Brezilya, Japonya ve AB ülkelerine kıyasla ülkemizde onaylı transgenik ürünlerin sayısının bir hayli az olması nedeniyle, yem hammadde ithalatımız sırasında diğer ülkelerde onaylı olan ancak bizde henüz onaylanmamış transgenik ürünlerin sevkiyatlarımıza bulaşma olasılığı bulunmaktadır. Bu durumda da gemilerimizin reddedilmesi söz konusu olmaktadır.

Bu konudaki sorunların giderilebilmesi ve hammadde akışımızın düzene girebilmesi için Biyogüvenlik mevzuatının ilgili Bakanlıklar, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler tarafından ortak çalışma ile ele alınarak ülkemizin ihtiyaçlarına ve gerçeklerine uygun hale getirilmesi gerekmektedir.

Biraz da bu yıl Antalya’da düzenlenen GFFC 5. Dünya Yem ve Gıda Kongresi’ne dönelim. Bu kongre, sizin ev sahipliğinizde ilk kez Türkiye’de yapıldı. Kongrenin Türkiye’de yapılmasının önemi neydi?
5. Dünya Yem ve Gıda Kongresi’nin Türkiye’de düzenlenmesinde rol oynayan etkenlerin başında, yem sektörümüzün hızla gelişmesine devam etmesi, Avrupa Yem Sanayicileri Federasyonu’na (FEFAC) üyeliğimiz, bizdeki dinamizmin FEFAC ve IFIF (Uluslararası Yem Sanayi Federasyonu), FAO gibi global kuruluşların dikkatini çekmesi ve belki de en önemlisi Türkiye’nin coğrafi anlamda içinde bulunduğu bölgede tarihi ve kültürel bağlar açısından merkezi konumda bulunması gelmektedir.

Dünya Yem ve Gıda Kongresi’ne katılımın 1000’i aşması, çok sayıda firmanın sponsor olarak destek vermesi ve stant kiralayanların sergi salonunu doldurması, kongreye duyulan ilginin en önemli göstergesiydi. Kongrede, alanlarında dünyaca tanınmış 70’i aşkın bilim insanı ve uzmanın yanı sıra küresel çapta tanınmış büyük uluslararası firmaların CEO’larının “Global Liderler Paneli”ne katılarak dünyada yem ve gıda üretiminin durumu ve geleceği hakkında görüşlerini paylaşmaları, sektör temsilcileri için esin ve ilham kaynağı olmuştur.
Bu önemli etkinliğin bizler açısından artı değeri ise yemle ilgili firmalarımızın diğer uluslararası firmalarla bir araya gelerek işbirliği imkanlarını artırma fırsatı yakalamış olmalarıdır.

Kongrede hangi konular ele alındı? Katılım ve ilgi nasıldı? Bu kongre, yem sanayine sizce neler kazandırdı ya da önümüzdeki süreçte neler kazandıracak?
5. GFFC’de yem ve gıda tedarik zincirinde sürdürülebilirlik, global piyasalar ve ticaret, yem mevzuatı ve standartlar, yemde ticaretin kolaylaştırılma imkanları, hayvan besleme ve inovasyon ile Ar-Ge konuları ele alındı. Kongrede sadece Türkiye’deki yem sektörü değil, dünyada yemle ilgili hammadde tedariki ve ticaretinden, sürdürülebilirlik ile yem ve gıda güvenliğine kadar hemen hemen bütün konular tartışılmış ve sektörün geleceğine doğru ışık tutulmuştur. Kongrede ayrıca 2050 yılına yönelik beslenme ve protein tedariki bakımından zorluklar ve tehditler irdelenerek çözüm önerileri getirilmiştir. Kongrenin tümü değerlendirildiğinde benimsenen “Herkese Eşitlik, Herkese Refah” temasına uygun olarak, hayvansal üretimin sürdürülebilirliği ve gıda güvenliği açısından inovasyonun önemi ve Ar-Ge’ye ayrılacak kaynak ile özellikle gelişmekte olan ülkelerde küçük ve orta büyüklükteki aile işletmeleriyle firmaları desteklemenin önemi altı çizilerek vurgulanmıştır.

Son olarak, birliğinizin hali hazırdaki çalışmaları veya geleceğe dönük hedefleri hakkında eklemek istediklerinizi alabilir miyiz?
Türkiyembir’in hedefi, her iki yılda bir düzenlenen TUYEM Kongresi’nin uluslararası boyutuna ağırlık vererek, yem sektörünü katma değeri yüksek ürünler ihraç edebilen, rekabet gücü giderek artan bir sektör konumuna taşımaktır. Bunun için yem ve gıda sanayindeki gelişmeler, uluslararası ilişkiler artırılarak daha yakından takip edilecektir.

Bir önceki yazımız olan "Yem endüstrisinde yeni trend: "Organik Yem Değirmenciliği"" başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Kontrol edin

abalioglu

Hayvansal gıdaların besin değerini üreticilerin kullandığı yem belirliyor

“Türkiye’nin önde gelen yem üreticisi Abalıoğlu Tarımsal Üretim A.Ş’nin Genel Müdürü Ulaş Semerci, geçen yıl …