Ana Sayfa / Röportaj / Anahtar Teslim Projeler Bize Yeni Ufuklar Açıyor

Anahtar Teslim Projeler Bize Yeni Ufuklar Açıyor

Mehmet Özgür EROĞLU, Atlas Değirmen:  “Anahtar teslim projeler bizim çok önemli. Zira makina ya da yedek parça konusunda ne kadar iyi olursak olalım kendimizi geliştirmemiz ve yeni fikirler üretmemiz açısından komple tesisler yapmak ve bunları teslim etmek bizim ufkumuzu açan ve Ar-Ge çalışmalarımızda bize yeni fikirler veren bir durum.”

mehmet-ozgur-eroglu1

Röportaj: Cemalettin KANAŞ

Tahıl ambarımız olarak kabul edilen Konya’nın un ve yem sektöründeki yeri tartışma götürmez. Bu bağlamda, bu kentimizin yem teknolojileri firmalarından biri de Atlas Değirmen. 2004 yılında tecrübeli bir ekiple kurulan Atlas Değirmen’in Satış ve Pazarlama Müdürü Mehmet Özgür Eroğlu ile firmayı, Türk ve dünya yem sektörünün bugününü ve yarınını konuştuk. Un ve yem sektörlerinin birbiriyle alakalı olsalar da farklı uzmanlıklar gerektiğini kaydeden Mehmet Özgür Eroğlu, “Un değirmen makinaları ile yem değirmen makinaları birbirine benzerlik gösterse de aslında çok farklı iki sektör. Ancak bu iki sektör çoğu kez yan yana anılır. Bunun sebebi de yatırımcılarımızın iki sektörü de bağlantılı olarak çalıştırabilmesinden kaynaklanır.” diyor. Sayın Eroğlu yem sektörüne ait müstakil dergi olarak tanımladığı Feed Planet’in varlığının da bu anlamda kendilerini mutlu ettiğini belirtiyor. İhracatla ilgili uzun vadeli planlar yapmanın ve fiyat yerine kalite ile rekabet etmenin gerektiğini söylüyor. Ülke ekonomisi için bakir bölgelerin tespitinin ve buralara açılmanın öneminden bahseden Eroğlu, Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Batı Asya gibi bölgelere ihracatın hâlihazırda devam ettiğini söylüyor.

Atlas Değirmen olarak her ne kadar Konya’nın nispeten yeni sayılabilecek yem teknolojisi firmalarından biri olsanız da oldukça tecrübeli ve çekirdekten yetişme bir ekibe sahipsiniz. Bize ve okuyucularımıza firmanızla ilgili genel bilgiler verebilir misiniz?
Firmamız 2004 yılında makine imalatında çekirdekten yetişmiş üç girişimci tarafından 100 m² bir atölyede mütevazı çalışmalarına başladı. Başlangıcından itibaren makine imalatı konusunda sürekli kendini geliştirmeyi ve yenilemeyi prensip haline getiren Atlas Değirmen günümüzde yem makinaları imalatı konusunda hatırı sayılır bir tecrübeye sahip olmuştur. Bünyemizde bulunan ekip arkadaşlarımızın da geçmişte edindikleri tecrübeleri Atlas Değirmen bünyesinde geliştirerek çıktığımız yolda emin adımlarla ilerlemeye devam ediyoruz.

Sitenizi incelediğimde verdiğiniz hizmetler arasında anahtar teslim tesisler kurmanın en başta yer aldığını görüyorum. Makine ya da yedek parça satışına kıyasla anahtar teslim projeler yapmanın sizin ve müşterileriniz açısından avantajlarından bahseder misiniz?
Anahtar teslim projeler bizim çok önemli. Zira makina ya da yedek parça konusunda ne kadar iyi olursak olalım kendimizi geliştirmemiz ve yeni fikirler üretmemiz açısından komple tesisler yapmak ve bunları teslim etmek bizim ufkumuzu açan ve Ar-Ge çalışmalarımızda bize yeni fikirler veren bir durum. Müşterilerimizin bizden istedikleri bazı proses değişikleri çalışmalarımızda müşterilerimizin de hayal gücünü yanımıza alarak makinalarımızı yenilememiz ya da geliştirmemiz konusunda bize yardımcı oluyor.

Makine imalatında hayal gücü çok önemlidir. Gereksinimler ortaya çıkmadıkça yeni projeler üretmek çok kolay değil. Eğer insanlık ihtiyaç duymamış ve birileri hayal etmemiş olsaydı ne Wright Kardeşler uçmayı denerdi, ne de Tim Berners Lee interneti bulmaya çalışırdı.

atlas-degirmenSEKTÖRE GİRİŞLER BİZİ MEMNUN EDER
Konya ülkemizin ‘tahıl ambarı’ olması dolayısıyla çok sayıda değirmen firmasına da ev sahipliği yapıyor. Bu bağlamda, Konya’da ve diğer kentlerimizdeki un değirmeni firmalarının yem sektörüne girişleri hakkında neler söylemek istersiniz?
Un değirmen makinaları ile yem değirmen makinaları birbirine benzerlik gösterse de aslında çok farklı iki sektör. Ancak bu iki sektör çoğu kez yan yana anılır. Bunun sebebi de yatırımcılarımızın iki sektörü de bağlantılı olarak çalıştırabilmesinden kaynaklanır. Makine imalatı konusunda tecrübeli bazı firmalarımızın yem makinalarına girmesi ve bunu başarıyla gerçekleştirmesi bizi doğru rekabete ve kaliteli üretime sürükleyen bir faktör. Bir Türk markasının herhangi bir yabancı ülkede fabrika çalıştırması hem bizi onurlandırır hem de dolaylı yoldan reklamımızı yapar. Çünkü insanların kafasındaki bazı soru işaretlerini ortadan kaldırarak, AB standartlarına uygun sayılabilecek fakat AB içinde olmamamızdan dolayı küçük görülen markalarımızın aslında ne denli büyük işler başardığı ortaya çıkar. Yani biz hiçbir girişimcinin sektörümüze girmesinden rahatsızlık duymaz, tersine rekabetin içinde olan firmalarla tatlı çekişmemiz sayesinde kendimizi yenilememiz konusunda bizi yönlendirdikleri için kendilerine saygı duyarız.

YEM SEKTÖRÜ UNDAN ÇOK FARKLI
Yem sektörü undan farklı olarak ne gibi bir altyapı ve vizyon gerektiriyor?
Öncelikle iki sektörün birbirinden çok farklı sektörler olduğunu tekrar edeyim. Her iki sektörde de ihtiyaca yönelik makine imalatı gerçekleştirmek mümkündür, yani standart makinalarımızın yanında standart dışı proseslere uygun makina ve ekipman üretilebilmektedir. Bu anlamda bizlerin diğer makina imalatçılarına nazaran biraz daha çözüm odaklı işler yapmamız gerekmektedir. Tabi un sektörü konusunda ahkâm kesecek kadar bilgi sahibi olmadığım için o sektörün analizini benim yapmam da pek doğru olmaz. Yem sektöründe ise kapasite odaklı makinalar yapılmalı, doğru prosesler uygulanmalıdır. Özellikle lokal anlamda yem ihtiyaçları çok değişkenlik göstermektedir. Kuzey Afrika ülkelerinin uyguladıkları rasyon ile Doğu Asya ülkelerinin uyguladıkları rasyon birbirine benzememektedir, bunun sebebi de o bölgede uygulanan tarım ve hayvancılıkla doğrudan bağlantılıdır. Bu bağlamda, yem makine imalatçıları her bölgeye doğru çözümler sunmalıdır. Bu durum diğer sektörlerde çok değişkenlik göstermez. Bizim görevimiz müşterilerimizin müşterilerini de düşünmektir aslında.

YENİ PAZARLARA DA YÖNELMELİYİZ
İnternet sitenizde ihracat oranınızı gittikçe artırdığınızdan bahsediyorsunuz. Hangi bölgelere daha çok ihracat yapıyorsunuz?
İhracat ülkemiz geleceği için yapmamız gerekenler arasında en öncelikli şeylerden biridir. Ekonomik anlamda, özellikle enerji konusunda dışa bağımlı bir ülkede yaşıyoruz ve bu bağımlılıktan doğan ekonomik kayıplarımızı bir şekilde en aza indirgememiz gerekiyor. Bunun için de ülke sınırları dışına satış yapmak makine imalatçılarının öncelikli görevidir bence. Malum, ülkemizde toprak altından çıkan bir değerimiz hala yok. Biz de bunları düşünerek ihracatımıza hız vermek zorunda olduğumuzu hissediyoruz. Özellikle bakir bölgeler bulmak görevimiz. Ama yine de hali hazırda açık pazarlara yöneliyoruz. Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Batı Asya, herkesin de malumu, bizim sektörün en önemli pazarlarından. Bunun sebebi de orada kurulan fabrikaların birçoğunun Türk firmaları tarafından kurulması ve pozitif anlamda reklamımızın olması. Bu da daha önceki sorunuzdaki cevabımı da bir anlamda haklı çıkarıyor gibi.

atlas-degirmen1

İHRACATTA CİROYA DEĞİL PAZAR PAYIMIZA BAKALIM
Türk teknoloji firmalarının dinamizmi ve istekliliğiyle beraber son aylarda yaşanan kur dalgalanmasını da denkleme eklediğimizde, önümüzdeki beş ya da on yılı ihracat açısından değerlendirebilir misiniz? Sizce Türk yem makineleri sektörünü ve Atlas Değirmen’i bu alanda neler bekliyor?

Bu sorunuza klişe bir cümle ile başlayarak cevap vermek istiyorum. Ülke olarak çok zor bir dönemden geçiyoruz.

Ülkemiz hiçbir zaman bir sistem ülkesi olmadı. Yani hiçbir zaman diliminde beş on yıllık planlar yapabilme imkânımız olmadı açıkçası. Bunun sebebi de tabi ki kırılgan ekonomimiz ve bir türlü sanayi ülkesi olamamamızdan kaynaklanıyor. Üretim her anlamda çok önemli bir değerdir ülkemiz açısından. Hem istihdamı en çok sağlayan sektördür hem de ekonomiye doğrudan katkıyı sağlar.

Ülke imalatçılarımızın en önemli görevi de ürettikleri her şeyi doğru yerlere satmaktır. İhracat konusunda bazı sektörlerde hiçbir sorun yaşamıyoruz, bu çok güzel bir şey. Ama maalesef makine imalatı konusunda her zaman 2. sınıf olarak kaldık. Bunun en büyük sebebi de AR-GE çalışmalarına yeterince yatırım yapmamamızdan kaynaklanıyor. Doğru rekabet derken bundan bahsediyordum daha önceki cümlelerimde.

Bizim fiyat rekabetinden çok kalite rekabetine ihtiyacımız var. Bu da tüm imalatçıların kendini geliştirmesi konusunda doğru orantıda yatırım yapmasının önünü açar. Eğer biz ülke sınırları dışına ve doğru pazarlara satış yapmak istiyorsak öncelikli hedefimiz kaliteli ürün imal etmek olmalıdır. Zaten markanızın hatırı sayılır bir yere gelebilmesi için çok uzun bir zamana ihtiyaç varken bunun için hala hiçbir adım atılmaması, en azından çoğunluk olarak bir adım atmamamız açıkçası benim gelecek yıllardaki ülke ihracatımız konusunda endişe duymama sebep oluyor. Tabi bu söylediklerim kendi sektörüm için geçerli.

Açıkçası bazı kurumların verdiği ihracat konusundaki büyüme rakamları beni tatmin etmiyor. Çünkü dünya genelinde baktığımız zaman bu çok da büyüme olarak görünmüyor bence. Önemli olan pasta payımızı büyütmek. Kaç milyar dolar olduğundan ziyade, ihtiyaçların yüzde kaçını biz verebiliyoruz ona bakmamız ve ona göre önlem almamız gerekli.

YEM SEKTÖRÜ ENDÜSTRİ 4.0’A ÇOK ÇABUK UYUM SAĞLADI
Teknoloji her alanda baş döndürücü bir hız sergiliyor. Tabi bu durum her sektörde olduğu gibi yem sektöründe de yansımalarını gösteriyor. Teknolojinin ve çağın gerekleri anlamında Türk yem sektörü hakkında neler söylemek istersiniz?
Dediğiniz gibi teknoloji her sektörde olduğu gibi yem sektöründe de kendini gösteriyor son yıllarda. 4. Sanayi devrimi dediğimiz Endüstri 4.0 devrimine yem tesislerimiz de çok hızlı ayak uydurdu. PLC sistemlerimiz ile yem fabrikalarımız neredeyse el değmeden üretim yapacak kapasiteye ulaştı. Sensörler ve indikatörler yardımı ile rasyonlar hem minimum hata ile hem de maksimum hız ile tesisteki kırma-peletleme bölümüne gönderiliyor ve bu sayede hem kapasite konusunda hem de insani hatalardan kaynaklanacak yanlışlarında önüne geçmek konusunda inanılmaz yardımı oluyor. Makinalardaki arızalardan, prosesteki hatalara kadar tüm sıkıntıları bir bilgisayar ekranında görerek en hızlı müdahale gerçekleşiyor ve bu sayede üretime çok ara vermeden devam edilebiliyor. Bu da yem üreticilerimizin yüzünü en çok güldüren şeydir. Bazı müşterilerimize bir tabletle koskoca tesisi kontrol edebileceklerini söylediğimiz zaman gözlerinin parladığını görebiliyoruz. Bunun sebebini de, yem tesislerinin en büyük sorununun kontrol konusundaki organizasyonlardan kaynaklanan gecikmeler ya da hatalar ve makine arızalarından kaynaklanan zaman kaybının yem üreticilerini üzmesi olarak tanımlayabiliriz.

FEED PLANET’LE SEKTÖR HAK ETTİĞİ DEĞERİ GÖRÜYOR
Un ve yem sektörlerinin yakın ancak birbirlerinden farklı olduğunu belirtiyorsunuz. Türkiye’de bununla ilgili kırılma noktası ne oldu?
Size ilk görüşmemizde de söylediğim bazı şeyler vardı. Bunun başında yem sektörünün bir türlü başlı başına bir sektör olduğunun kabul görmemesi ve bu sektörün sanki un sektörünün yan koluymuş gibi lanse edilmesi. Tabi bunu lanse edenler un sektöründeki değerli imalatçılar değil, yem sektörüne yeterince değer vermeyen medya organları.

Bazı sektörlerin beraber anılmasında tabi ki hiçbir yanlış görmüyorum. Mesela motor ve redüktör sektörü, motor ve sürücü sektörleri. Ama bu sektörler gerçekten birbirine bağlı sektörler. Fakat yem sektörünün başka herhangi bir sektöre bu kadar bağlı olmadığı son yıllarda görüldü. Özellikle Feed Planet dergisinin yayın hayatına girmesi ve buna benzer bazı dergilerin yayına girmesi, TUYEM ve benzeri organizasyonlar yem sektörünün de artık hak ettiği değeri görmesine sebep oluyor. Bu konuda gerçekten bir teşekkürü hak ediyorsunuz. Umarım biz de bu sektörün hak ettiği kalitede makinalar çıkararak sektörün büyümesine katkıda bulunuruz.

Kontrol edin

Böceklerden protein elde etmek 10 bin kat daha verimli

Syrine Chaalala – Mohamed Gastli, nextProtein: “Böcek yetiştiriciliği ile 100 hektarlık soya fasulyesi tarlasından elde edilen …