Son Haberler
Ana Sayfa / Röportaj / “400 Milyon nüfusa yetecek üretim kapasitesine sahibiz”

“400 Milyon nüfusa yetecek üretim kapasitesine sahibiz”

“İran olarak kendimizi Almanya ile karşılaştıramayız. Fakat çalışıyoruz ve daha iyi düzeylere gelebiliriz. Gelişmekte olan ülkeler beraber hareket etmeli. Bu kapasiteye ve bilgiye sahibiz.”

img-3438

Dr. Homayoun Moradi 
Biorun / Genel Müdür

FeedExpo2018 ve Tahran ziyareti bizim için oldukça verimli geçti. Gem küresel firmaların temsilcileriyle hem de İran merkezli markalarla temasa geçme imkânı bulduk. Görüşme fırsatı bulduğumuz İranlı firmalardan biri de Biorun oldu. Firmanın Genel Müdürü Dr. Homayoun Moradi ile bir röportaj yaptık. 2000 yılında Ortadoğu’nun en modern biyo-teknoloji tesisini kurmak hedefiyle yola çıkan Biorun, 2005 yılında üretime başlamış. Komşu ülkelere ihracat yapma planı yaptıklarını belirten Dr. Moradi 400 milyon nüfusa yetecek üretim kapasitesine sahip olduklarını söylüyor. Moradi; İran, Mısır, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin birlikte hareket etmeleri gerektiği görüşünü paylaşırken, “Gelişmekte olan ülkeler beraber hareket etmeli. Ve bu yeterliliğe sahibiz. Bu bilgiye sahibiz.” ifadelerini kullanıyor.

Röportaj sorumlarımız ve Sn. Moradi’nin verdiği cevaplar şöyle:

Sayın Moradi, genel müdürlüğünü yaptığınız Biorun’ı bizlere tanıtır mısınız?
Her şeyden önce bu mülakat fırsatı dolayısıyla sizlere teşekkür ederim. Aslında bizim için bu firmayı kurmamızda üç temel etken vardı. Birincisi çevresel endişeler, ikincisi tarım, üçüncüsü ise güvenli gıda. Çevre konusunda sıtma hakkında endişelerimiz vardı. Bu nedenle, ilk ürünümüz sıtma ve larvalarla mücadele eden biyolojik bir ürün oldu. Kendi alanında dünyadaki en iyi ürünlerden biri olan bu ürün Dünya Sağlık Örgütü’nün onayını aldı. İkinci olarak tarım konusu. Tarımda iki farklı konu var: hastalıkla mücadele ve bunun yanında büyümeye ve biyolojik gübrelemeye yardım etmek. Bu açılarla ilgili iki tür ürünümüz var. Bunların birincisi, tarımda hastalıkla mücadelede kullanılan ve en iyi ürünlerimizden olan biyopestisitler. Bunu hindilerde de denedik. Çok iyi sonuçlar alındı.

Ve biyolojik gübre, bitkilerin gelişimi ve gübrelenmesi için oldukça iyi. Bunu da hindiler üzerinde denedik ve çok olumlu sonuçlar elde ettik. Belgelerde gördüğümüz sonuçlar bizi tatmin etti.

Az önce değindiğim güvenli gıda konusunda ise biz Ortadoğu’nun probiyotik ve simbiyotik üretimi yapan en büyük yapılarından biriyiz. Bunların amacı, antibiyotik kullanımının önüne geçmek ve insan sağlığını korumak.

Firmamızın üretim kapasitesi oldukça yüksek. Sadece İran halkı için üretim planlamıyoruz. 400 milyonluk nüfusa yetecek üretim kapasitesine sahibiz. Ayrıca, çok şükür, firmamız bilgi temelli, ya da diğer bir ifadeyle bilim temelli bir firma. İran’da bizimle, şirketlerle ve üniversitelerle işbirliği içinde çok değerli bilim insanları var.

Hükümet ve devlet kademesinden de deste görüyoruz. Fakat mali bir destekten bahsetmiyorum çünkü kendine yeten ve kendi işini kendi yapan bir firmayız.

O hâlde, ne tür bir destek alıyorsunuz?
Yönetimsel konularla ilgili destek aldığımızı söyleyebilirim. Mesela, ihracat adımları, malları gümrükten alıp piyasaya sürme…

Prosedürlerin kolaylaştırılması şeklinde mi?
Evet, öyle de denebilir.

İran yem katkısı sektörü hakkında da bilgi verebilir misiniz?
Besicilik ve kanatlı hayvan yetiştiriciliğinde hastalıkların önüne geçebilmek için probiyotik ve simbiyotik üretimi yapıyoruz. Ne mutlu ki, şimdiye dek çok olumlu sonuçlar elde ettik. Mesela, kanatlı hayvan alanında verim artırıldı. Giderler azaltılmış üretim ise artırılmış durumda. Bu nedenle ürünlerimiz çiftçi için ekonomik anlamda oldukça kârlı. Bu başarıyı yoğun çalışmalarımız sonucu elde ettik. İnek için üniversitelerde yaptırdığımız araştırmalar, ürünlerimizin doğurganlık ve buzağının sağlığı için oldukça olumlu netice verdiğini gösteriyor. Söz konusu etki, sütün miktarından ziyade kalitesiyle ilgili.

Atlar ve evcil hayvanlar konusunda da çok olumlu sonuçlar elde ettik. Ürünlerimiz sadece katkı ya da gıda takviyesi değil ancak şunu söyleyebilirim ki, çiftlik hayvanları, kanatlı hayvanlar ve tavukların korumasının bir yolu da bu.
Şimdiye kadarı probiyotik kısmıydı. Simbiyotike gelince, bunun prebiyotikle probiyotiğin birleşimi olduğu biliniyor. Prebiyotikler, büyük ölçüde hayvanlara bağışıklık kazandırmak içindir. Prebiyotikler yaşam süresini de etkileyebiliyor. Birleşim bu yönlerin birçoğunu yarattı. Örnek vermek gerekirse, bugün İran’da yumurta sektöründe çok iyi sonuçlar alıyoruz. Çünkü üretim arttı, çünkü gıda güvenliği arttı. Bunlar prebiyotiklerden kaynaklanan şeyler.

Tarım alanında, inanılması güç üretim düzeyine ulaştık. Mesela, Tarım Bakanlığı’nın gözetiminde yürüttüğümüz beş araştırma gereği ürün İran ve Azerbaycan’ın Batı ve Kuzey taraflarında kullanıldı. Sonuç inanılmaz. Birçok bölgede, üretim diğer kimyasal gübrelere kıyasla yüzde 45 arttı.

Bu kıyası gübre kullanmayanlara değil diğer kimyasal gübrelere nazaran yaptığınızı söylüyorsunuz.

Evet, aynen öyle. Zirai hastalıklar açısından, sonuç yine olağanüstü oldu. Ürettiğimiz ürün domates üzerinde çok iyi sonuçlar getirdi. Hindilerde kullandığımız bu ürüne Biolep adını veriyoruz. Sonuçları çok olumlu. Diyebilirim ki, kimyasallara direnci sayesinde derhal yerini doldurabiliyor.

Kapasitemiz de oldukça yüksek. Diğer ürünlerle karşılaştırdığımda, onlardan daha iyi değilsek de aşağı da olmadığımızı söyleyebilirim.

ABD’NİN YAPTIRIMLARI KENDİNE
YETERLİLİĞİMİZİ ARTIRACAK
Günümüz İran yem endüstrisi için ne söylemek istersiniz?

Temasa geçtiğim birçok kişi, İran ve ABD arasında yeniden yükselen gerilimin ardından İran’da yabancılar için iş yapma olanağının azalacağını söylüyor.

Bence bu duruma iki açıdan bakmalıyız. Bir, bizim üretmediğimiz ürünler; iki, bizim ürettiğimiz ürünler. Yabancılar için sorun para transferinde sorunlar yaşanacak olması. Bu, işin bir yanı. İkinci olarak da ürettiğimiz ürünler Avrupalıların ürettiklerinin gerisinde kalıyor değil. Bugün, özellikle de ileri teknoloji gerektiren ürünlere baktığımızda yerli ürünlerin ithal ürünlerden geri kalır yanı yok. Bu tür ürünler için bilgiye sahip olduğunuzda geriye aletler kalıyor. Bunu ithal etmek durumundayız. İthal edemezsek, bir süre sıkıntı yaşarız doğru. Fakat bir gün kendimiz üretmeye başlarız.

ZENGİN BİR ÜLKEYİZ
Bu yaptırımların İran’ın kendine yeterliliğine katkıda bulunacağını mı söylüyorsunuz?
Evet, tam olarak öyle. Bugün, dünyaya bakmıyoruz, kendimize bakıyoruz. Bazı boşlukların olduğunu görmezden gelemez ya da bunu saklayamayız. Kendimizi Almanya ile karşılaştıramayız. Ancak bazı açılardan bakıldığında, onlar kadar iyiyiz. Aynısı Türkiye’de yaşandı. Geçmişte kimse Türkiye’nin deri üreteceğini düşünmezdi. Bir süre sonra İtalyanlar gittiler, çünkü Türk üreticiler devreye girdi. Aynısını İran’da yapabiliriz. Tabi ki hükümetten belli bir düzeyde koruma desteğine ihtiyacımız olacak. Bazı akıllıca kararları almak durumundalar.

Kendi ürünlerimize yönelmenin dışında bir seçeneğimiz yok. Yerli üretime dönmeliyiz çünkü ülke kimsenin sahip olmadıkları imkânlara sahibiz. Avantajlarımızı sıralamak gerekirse, hiç dış borcumuz yok. Dış borcu olmayan tek ülkeyiz. İkinci olarak, enerji ve madenler konusunda en zengin ülkeyiz. Çok iyi eğitim almış bir nüfusa sahibiz. İran’da nüfusun yüzde 65’i eğitimli insanlar. Okuryazarlıktan bahsetmiyorum. Yüksek tahsili söylüyorum, üniversiteye giden insanları. Çok iyi bir iklimimiz var. ABD hariç hiçbir yerde bulamazsınız. Böyle bir ülke yok. İran’da aynı gün içinde 40 derece sıcaklık farkı yaşayabilirsiniz. Güneş, rüzgâr, doğalgaz… Her tür enerjimiz var. Dünyada gaz rezervlerinde ikinci, petrol rezervlerinde dördüncüyüz. Yani, zengin bir ülkeyiz. Bu da demek oluyor ki, bunu kullanmak durumundayız. Kaynaklarımızı kullanmak zorundayız.

TÜRKİYE’YE İHRACAT YAPMA
AŞAMASINDAYIZ
400 milyon nüfusa yetecek kapasitenizin bulunduğunu belirttiniz. Ancak henüz ihracat yapmıyorsunuz. İlk olarak hangi ülkelere açılmayı düşünüyorsunuz?
Birinci aşamada, ürünlerimizi Türkiye’ye ihraç etmek istiyoruz. Henüz Türkiye’ye ihracat gerçekleştirmedik ancak bunu yapma sürecindeyiz. Türkiye’den resmi onay alma aşamasındayız. Türkiye’den sonra da Rusya’ya yöneleceğiz. Bu iki ülkenin üretimimizin yüzde 70’ini karşılayacağını düşünüyoruz. Rusya’ya girersek, Kırgızistan ve diğer Orta Asya ülkelerine de gidebiliriz.

ARAP ÜLKELER ÇOĞUNLUKLA
NİHAİ ÜRÜNLERİ İTHAL EDİYOR
Peki ya güneydeki komşularınız?
Arap ülkelerinin çoğunda bir şey yok. Çoğunlukla nihai ürün ithal ediyorlar. İngiltere’de piliç ithal ediyorlar. Katar; İran ve Türkiye’den nihai ürünler ithal ediyor. Kuveyt ve Bahreyn, İngiltere’den ithal ediyor. Yeni Zelanda’dan et ithal ediliyor. Yani, bizim ürünlerimiz buralara pek gidemez, ancak nihai ürünler gidebilir.

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER
BİRLİKTE HAREKET ETMELİ
Röportajımıza son vermeden önce eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Evet, tabi ki. Dünyanın ve süper güçlerin gelişmekte olan tüm ülkeleri bölmeye karar verdiklerini düşünüyorum. Türkiye, İran, Suudi Arabistan ve Mısır için düşündüklerim bunlar. Farkı yok. Çünkü kültürümüzün onların kültürüyle uyumlu olmadığını düşünüyorlar. Örneğin Türkiye’ye bakın. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliği için kırk yıldan fazla zaman geçti. Ancak şimdiye kadar her aşamada, üyelik için engeller oluşturuldu. Çünkü bunu yapmak istemiyorlar. Yani, biz birlikte olmalıyız. Birbirimize yaklaşmalıyız. Sorunlarımızı çözmeliyiz. Gelişmekte olan ülkeler beraber hareket etmeli. Ve bu yeterliliğe sahibiz. Bu bilgiye sahibiz. Sorun şu ki, zengin ve bilgili insanlarımızın çoğu Batı’ya yerleşmek istiyor. Burada kendilerine sunmamız gereken imkânları Batı’da arıyorlar. Bu imkânlar yoluyla bu beyin ve kapital göçünü engelleyebiliriz.

Ne yaptığımıza bir bakın. Mesela, probiyotik ithal etmek destek nakdimizi için yurtdışında üretim yapan kişilere veriyoruz. Neden kendi ülkemizde kullanmıyoruz ki? Kalitemizin aynı düzeyde olmadığını var sayalım. Fakat çalışıyoruz ve daha iyi düzeylere gelebiliriz. Ülkemizin ve halkımızın ellerinden geleni yaparak ülkeyi mümkün olan en iyi yere getirmek için çalışmalarını umuyorum.

Bir önceki yazımız olan "“Gözetim ekstra bir maliyet değildir”" başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Kontrol edin

foto1

“İran olarak yem maddelerinin yüzde 80’inden fazlasını ithal etmek zorundayız”

“Karma yem üretmek için yem maddelerinin yüzde 80’inden fazlasını ithal etmek zorundayız. Diğer bir sorun …